2019/08/11

Anıları öğüten ülke

Dün Serdar Kuzuloğlu'nun bir tweetini gördüm, şöyle demiş:
Düşün ki 60'larda ilk gitarını aldığın dükkan 'aynı tabelayla' duruyor. 40 yıl önce çaldığın bar, içinde çalan gruba kadar değişmemiş. İlk kaydını yaptığın stüdyo hala işliyor. Oysa çoğumuzun doğduğu ev dahi ayakta değil bugün. Köksüzlük, belleksizlik...
Bu tweet uzun süredir düşündüğüm veya daha doğrusu asabım bozulmasın diye düşünmeyi bıraktığım bir konuyu tekrar kafamın içine taşıdı.

Aslında düşününce Türkiye anıları öğüten bir ülke. Bunu söylemek bana hayli garip gelse de, Kuzuloğlu'nun dediği gibi çoğumuzun doğduğu ev dahi ayakta değil. Mesela biz 4 sene önce 1990'dan beri yaşadığımız evi kentsel dönüşüm yasasının cesaretlendirdiği ceberrut ve açgözlü bir müteahhitin eline teslim etmek zorunda kaldık. Niye zorunda kaldık? Çünkü yasa gereği apartmandakilerin 2/3'ü razı oluyorsa, geri kalanı razı olmak zorundaymış. Eğer olmazsan, dava açacaksın, ama devlet mülkünü senin elinden cüzi bir fiyata alır. Hem evinin yıkılmasını engelleyemiyorsun, hem evinden oluyorsun. Geçenlerde cumhurbaşkanı açıklama yaptı, kimsenin evini zorla almıyorlarmış. Tabii, sen diyorsan öyledir kesin. Burada o zaman gördüğüm ve mücadele edemediğim için kendimi hala kötü hissettiğim rüşvet şebekesini yazsam, siz de benim CHP belediyelerinin kazanmasına 'bari biraz daha çok sosyal aktivite olur' dışında hiçbir pozitif duygu hissetmememi anlarsınız herhalde. Büyüdüğüm sokak sonuçta tanınmaz hale geldi, pek çok anımızı canlandıracak her şey yıkıldı gitti, sokakta tanıdığım hemen herkes taşındı. Krizden dolayı evlerini müteahhide veremeyen sokak sakinleri ise şanssız hissediyorlar, evlerini yıktıramadıkları için.

Ya peki ne olacaktı? Farklı olması mümkün mü? Oturduğun şey apartman sonuçta 300 yıl ayakta kalamaz. Ülke yanlış. Ülke baştan yanlış kurulmuş.

Aslında modern Türkiye'nin tarihine bakarsanız, genel olarak en başarılı olduğu şeyin anıları öğütmek olduğunu görürsünüz. 1914'te ülkenin yüzde 25'i gayrimüslimken, bugün onları hatırlayan var mı? İstanbul'da Şişli sokaklarında gördüğünüz metruk binaların, el konup restore edilmiş yalıların, Fener mahallesinin, Pera'nın eski sakinlerinin anılarına ne oldu dersiniz? Modern Avrupa şehirlerine taş çıkaracak bir mimarı yapıya sahip olan eski İzmir 1922'de tamamen yakılıp bugünkü ucube haline dönüştürülmedi mi?  Üstelik kentsel dönüşüm bile yoktu o zaman. Adana'da Ermeniler hiç yaşadı mı acaba? Ben yaşadığım 18 yılda tek bir izlerine rastlamadım.

Hatırlamak ve unutmamak bu ülkedeki düzene muhalefetin en güzel şekli. Büyük de bir ciddiyetle yapılması gereken bir eylem.