2017/01/14

Sosyal davranışı açıklamak

Küçüklüğümden beri (öhöm, artık bunu diyecek kadar yaşlıyım) sosyal bilimlere hep ilgi duydum. Sosyal bilimler diye sınıflandırılabilecek tek bir bina yok ama tanımlamak istersek genel olarak sosyal hayatı metodolojik bir gözle analiz etmeye çalışan yaklaşımlar diye tanımlayabiliriz. 'Sosyal hayat'a ise insan topluluklarının neden ve nasıl organize olduğundan, bireysel olarak insan davranışlarının arkasındaki sebeplere ve motivasyonlara kadar, insanla ilgili her şeyi dahil edebiliriz.

Peki neden insanları incelemek için böyle ayrı bir bilim dalına ihtiyaç var da, örneğin, diğer canlıları biyoloji gibi daha deneye açık yöntemlerle inceleyebiliyoruz? Çünkü, çok kaba bir tasnifle, diğer canlıların birbirleriyle ilişkileri ve organize olma biçimleri genelde kimyasal ve fiziksel seviyede açıklanabiliyor. Örneğin iki küçük canlının birbirleriyle iletişimi büyük oranda kimyasal temellere dayandığı için bu hayvanların davranışına dair pek çok şey deneylerle ve nedensel akıl yürütme ile anlaşılabiliyor. Elbette bu alanlarda da hala pek çok gizem ve çözülememiş soru mevcut. Ama insanların neden ve nasıl organize olduğu ve neden belli bir durumda belli bir şekilde davrandığı sorusundaki cahiliyetimiz diğer bir canlınınki ile yarışamaz. Çünkü insanlar, en başta, birbirlerine mesaj verirken kimyasal ve fiziksel şeylerden çok daha fazla soyut şeyleri kullanıyorlar. Örnek olarak, bir politik liderin destek toplaması ila bir Kraliçe arınınkine bakabiliriz. Politik lider insanların güvenini ve desteğini kazanmak için birçok sosyal kabule, hikayelere ve politik mesajlara dayanmak zorundayken, Kraliçe arının liderliği tamamen biyoloji (yani fiziksel ve kimyasal süreçler) temelli [1]. Hal böyle olunca, insanların davranışını incelemek için fizik ve kimyadan ziyade, bu hikayeleri ve kurguları analiz konusu etmek gerekir - ki sosyal bilimin çıkış noktası burası.

Tabii serde pozitivizm olunca, son yüzyılda, edebiyatçıların önceki yüzyıllarda yazmaya çalıştığı şeyleri, fizik makalesi formatında yazmaya çalışan bir sürü meraklı arkadaş türedi. Bunlar şu an dokuz yanlışa ve bir doğruya isabet etme şeklinde bir metodoloji izliyorlar, yaptıkları şeylerin önemli bir kısmı yeniden üretilemiyor (bilimin temeli!).

Gene de konu çok ilginç. Ve hakkını veren insanlar yok da değil. Mesela istisna olarak son zamanlarda Explaining Social Behavior: More Nuts and Bolts for the Social Sciences diye bir kitap okuyorum. Kitap epeyce yüklü, haliyle oku-bitir formatına uymuyor, üstüne düşündürüyor, sanırım birkaç aydır ortalıkta ama henüz ancak 2/3'ünü bitirebildim. Üstelik en heyecanlı kısmı geriye kalan kısmı gibi görünüyor... Jon Elster bu yukarıda bahsettiğim sosyal bilim literatürünü, kendi seçtiği edebiyatçı ve filozofların yaklaşımlarıyla harmanlıyor, yani fizik makalesi formatında insanı inceleyen çalışmalara dayandığı kadar, Proust, Montaigne gibi yazarları da kaynak olarak kullanıyor. Haliyle insanlara 5'er lira dağıttık, kafalarını karıştırdık, kafaları karışmış gibi davrandılar şeklindeki psikoloji literatüründen uzak, davranışları hakikice açıklamaya çalışıyor. Kitabı kütüphaneden almıştım ama Moleskine not defterimi nerdeyse bitirmeme sebep olduğu için yine pahalıya geldi!

Bir de sosyal davranışları açıklamaya çalışmanın başka bir çekici tarafı daha var. Bu konuda vardığınız her yeni sonucu hayatınızda doğrudan deneyebiliyorsunuz. Dolayısıyla insan bu konudaki fikirlerini, hayatın içinde yaşayarak deneyebiliyor, haliyle zararını veya faydasını görebiliyor. Şu yukardaki sosyal bilim literatürünün temel problemi de buydu bana kalırsa. Örneğin zor okunan fontların öğrencilerin dikkatini topladığını (çünkü okurken zorlanınca dikkatleri toplanıyormuş) iddia eden ve tekrarlanabilirlik krizinde güme giden arkadaş eğer o makalesinden sonra her şeyini zor okunan fontlara dayanarak yapsaydı saçmaladığını anlayabilir miydi? Muhtemelen...

1. Bu kraliçe arı örneği yanılmıyorsam benim aklımda Harari'nin Sapiens: A Brief History of Humankind kitabından kalma. Her halükarda insanların dünyayı domine etmesini hikayelere bağlayan ve o bağlantıyı benim kafamda ilk açan kitap odur. Başka pek çok konuda da ufuk açıcı.

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder