2014/10/04

Kendini bilmek

Geçenlerde tutarlılık ve dürüstlük üzerine bir yazı okudum. Hayatımda okuduğum en aydınlatıcı şeylerden birisiydi. Yazıda yazar, tutarlılığın ve dürüstlüğün aynı anda varolamayacağını - tutarlılık arayışının kaçınılmaz olarak dürüstlükten yediğini, dürüstlük arayışının ise kaçınılmaz olarak tutarsızlık ithamını getirdiğini yazıyor. Çünkü tutarlı olmak adına hissettiklerimizi baskılarsak, dürüst olmuyoruz. O anda hissettiklerimizi dürüstçe ifade edersek, tutarlı olmuyoruz. Yazı meramını çok net anlattığı için, özeti geçip kendi düşüncelerimi ifade edeceğim.

Uzun süredir, insanın 'içindeki şey' üzerine düşünüyorum. Bundan kasıt şu: İçimizde kontrol edemediğimiz bir taraf var. Mesela müzik dinlediğinizi düşünün. Müziği sevip sevmeyeceğinize düşünerek karar veremezsiniz, bu oldukça zordur. Müziğin size içkin ve sizin anlamadığınız bir şeye hitap etmesi ve orada kendini 'sevdirmesi' gerekir. Hangi müzikleri seveceğimizi öngörmek ise zordur - örneğin bazen çok sevdiğimiz tarzda bir albümü hiç sevmezken, bazen hiç tarzımız olmayan müzikleri çok severek dinleriz. Buradan çıkacak sonuç şudur: İçimizdeki şeyi tanımıyoruz, manipüle etmenin yolları varsa da, oldukça kısıtlılar. Ne yapınca ne hissedeceğimizi bilmiyoruz, düşünerek de bulamıyoruz; en iyi ihtimalle bir tahmin yapıyoruz ama çoğu zaman bu tahminler boşa çıkıyor. Hayatta yapabileceğimiz en iyi şey içimizdeki şeyi 'bilebilmek', dolayısıyla karar alırken sonradan pişman olup olmayacağınızı, sonuçlarını kaldırıp kaldıramayacağınızı öngörebilmek... Ki yüzyılların bilgeliğinin 'kendini bilmek' (temet nosce) dediği şey bundan başka bir şey olmasa gerek. Yani hepimiz içimizde bu belirsizlik nüvesiyle yaşıyoruz. Hayat belirsiz, çünkü ne hissedeceğimiz belirsiz. Bizim için iyi olduğunu düşündüğümüz bir şeyi elde ettiğimizde kötü hissedebiliyoruz veya baştan kötü hissedip yine de üstüne gittiğimiz şeylerin sonunda çok mutlu olabiliyoruz. Bunu önceden öngörebilmek büyük bir kabiliyet ve kendini bilme erdemi gerektiriyor.


Kendini bilen insan, tutarlılık ve dürüstlük arasındaki boşluğu bir nebze olsun kapatabilir - asla tamamen mümkün olmaz bu - ama bir miktar neden olmasın? Yazıda yazarın dediği gibi bazen 'sıkılıyorum' derken bile sıkıntımız geçebiliyorken, bu tutarlılık vs. dürüstlük boşluğunu kapatmak asla mümkün değil... Ama öte yandan bu boşluğu olduğu gibi kabul etmek ve 'bu böyle' demek de kabul edilebilir değil. İdealde seçimlerimizi, kendimizi bilerek yapabilir ve dolayısıyla sonuçlarıyla çok daha kolay yüzleşebiliriz. Gerçekte ise bunun böyle olmayacağını biliyoruz. Sadece dürüst veya sadece tutarlı olmayı seçmek işin görece kolay tarafı... Sürekli dürüst olabilir, tutarsızlık ithamını umursamayabiliriz; ama bu hem çokça belirsizliğe ve diğer insanların beklentilerinin fazlaca ihlaline (ve tatsız durumlara) yol açar, hem de topluma karşı kendimizi savunma baskısı yaratır. Aynı şekilde sürekli tutarlı davranmak adına dürüstlükten ödün verebiliriz; ama bu kez de dürüst olmamanın getirdiği hislerle mücadele etmemiz gerekir. İkisinin arasını kapatmak içinse, ne hissedeceğimizi bilebilmek, kararlarımızı ona göre baştan ayarlamak ve tutarlı hareketlerin ardından hislerimizi kontrol ettiğimizde sorun olmayacağı bir ortam yaratmamız gerekir. Hiçbir şey olmasa da, en azından kendimizin belirsiz tarafının ne kadar belirsiz olduğunu bilebilsek bile bir şeydir... Ne kadar pişman olabileceğimizi, ne kadar üzülebileceğimizi, nelere dayanıp, neleri kaldıramayacağımızı kestirebilmek ve buna yönelik önlemler alarak hareket etmek de büyük bir kabiliyet. Bunun için elbette doğrudan tecrübe etmek, fazlaca düşünmek, okumak ve insanı öğrenmek gerekiyor.

Hayat sadece bizim seçimlerimize bağlı değil elbette - dolayısıyla kendi seçimlerimizden emin olsak ve kendimizi bilsek bile başkalarına bağımlılıklarımızın bizi mutsuz etmesi kaçınılmaz. Haliyle felsefecilerin yalnızlığa verdiği değerin manasını da görebiliriz. Ama katılmak zorunda değiliz. Bunları bilmek, yine de mücadele etmeye engel değil; hatta böylesi daha güzel.

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder