2014/10/12

Asiliğin epistemolojisi

Bir kişinin, sözgelimi, akıllı / ahlaklı / 'insan' olup olmadığını (veya başka bir kişisel özelliğini) anlamak isterseniz, sizi çetrefilli bir süreç bekler. Sadece kendi çıkarımınıza güvenmeyip, insanlara sorsanız, kiminin zeki dediği kişiyi, kimi aptal diye kestirip atar. Diğer yol objektif olduğu söylenen bir takım ölçütlere başvurmaktır: Örneğin zeka meselesi için, okunan okullar, sınav puanları, IQ testlerine bakılabilir... Fakat bunlarla akıl veya zeka arasında bir korelasyon olduğu söylenebilecek olsa da, azımsanamayacak ve bu ölçütleri şüpheye yer bırakmayacak şekilde çürüten çok sayıda kötü örnek gözümüzün önünde dolaşıp dururken, bunları benimsemenin akla yatkın bir tarafı yoktur.

Problemin özü esasında şudur: İnsanlığın bugüne kadar inşa ettiği bilgi dağarcığı ve epistemolojisi kimi doğal fenomenleri oldukça iyi modelleyebilecek noktaya gelmişse de, böylesine 'basit' sosyal problemleri çözebilecek kabiliyette değildir. Yani bir uçağı ölçme-biçme yöntemleriyle uçurabilirsiniz, ama bir insanın 'ne' olduğunu hiçbir ölçüm yöntemiyle anlayamazsınız; hatta insanın ne olduğuna dair objektif tek bir söz dahi söyleyemezsiniz. Epistemolojik durumumuz henüz sosyal fenomenleri tutarlı bir biçimde açıklayabilecek ve bizi aydınlatabilecek bir durumda değil. Bu tarz konularda ölçmek-biçmek, hiçbir zaman sosyal adaleti artırmıyor, tersine hep azaltıyor.

Buradan çıkacak ilk sonuç, bu tür ölçütlerle bir yerlere gelmiş insanların ciddiye alınamayacaklarıdır. Yani iyi bir okulda okumuş veya 'bir takım şeyleri' başarmış diye ayrıcalıklı konumlara yükselmiş insanların, bu konumları de facto hakettikleri söylenemez. Dahası buna hiçbir objektif kriterle karar verilemeyeceğine göre, bu kişiler sizi ikna edene ve doğal bir saygı uyandırana kadar otoritelerini alaya almanın hiçbir mahzuru olmadığı gibi, epistemolojik açıdan da doğru olan budur (başınıza iş açılabilir, orasına karışmam).

İkinci sonuç, birincinin doğal uzantısı olarak, objektif diye bize gösterilen sosyal gerçeklik, sizin subjektif ve çarpıtılmış sosyal gerçeklik algınızdan bir tık daha meşru dahi değildir. Dolayısıyla, kim olursa olsun insanları umursamamanın ve kendi bildiğini takip etmenin hatalı bir davranış olduğunu kimse iddia edemez. Çünkü insanlığın bilgi dağarcığının, kendi bildiğini takip etmek yerine koyabileceği objektif hiçbir sonuç -henüz- yoktur.

Buradan aptal bir inatçılık ideolojisi savunmuyorum elbette... Kendim böyle bir şeyin takipçisi değilim. Saygı duyduğum hatta taparcasına okuduğum filozoflar, hiç katılmasam bile ettikleri laflar üstüne günlerce düşündüğüm insanlar var. Ama bunların hepsi, beni bir şekilde doğal olarak ikna etmiş, kendilerine saygı duymamı sağlayabilmiş insanlar. Bunu beceremeyenleri dikkate almak gibi bir şeyi, sırf bazı 'objektif' kriterler sağlanıyor diye, asla becerebilmiş de değilim. Bundan sonra da durumun değişik olacağını zannetmiyorum.

Sizin için de olmaz umarım.

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder