2014/08/31

Melankolikler

[Melankoliklerin] güçlü yanı duyarlılıkları, anlamı ve onun yokluğunu hissetmeleridir; onların topluma armağanları budur. Duyarlılık, hâlâ kurtuluş vaadeden yegâne insan istidadıdır. Talihin karanlık yüzleri, sırf bu yüzden bile anlamsız değildir: Mutsuzlar, bir tehlikeyi, bir yanlışlığı, bir haksızlığı, bir adaletsizliği mutlulardan çok daha çabuk fark ederler. Birçoğu sorun yüklü bir insanı kendi olumlu dünya görüşüne bir engel olarak gören iyimserlerden ziyade, melankolikler duygudaşlığa yatkındır: Mutsuzluğu cesaretlendirirler. 
Mutsuzluk haline bir de infial sebepleri katıldığında, melankolikler harekete geçer. Kendileri için, sözgelimi daha iyi koşullara kavuşarak melankoliden kurtulmak için yapmazlar bunu: onlar melankolilerine can-ı gönülden bağlıdırlar. Ancak başkalarının hayatını iyileştirmenin mümkün olduğu düşüncesi, melankoliklere rahat vermez. İyimserlerden farklı olarak, bununla uğraşırken, insanın kaderinin, sonra tekrar aşağı yuvarlandığını görmek üzere taşı azimle yukarı ittiren Sisyphos'un kaderi olduğu konusunda kafaları nettir. Başka yerlerde işler yine kötüleşe dursun, onlar iyileşme sağlayacak gayretlere girmeye hazırdırlar. O zaman da daima yapacak bir şeyler vardır. İnsanı mutlu eder mi bu? Muhtemelen, tam da mutsuz olmayı insan olmanın bir imkânı olarak kabullenirseniz, evet.
Mutsuz Olmak: Bir Yüreklendirme, sf. 91-92 (bitiriş).

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder