2014/08/21

İtiraz etmek

Daha ateşli olduğum zamanlarda, çevremdeki şeyleri doğrudan eleştirme gücünü daha çok bulurdum kendimde. Özellikle etrafımdaki insanlara, hepimizin etrafındaki düzensizlikleri, başıbozuklukları anlatır dururdum. Çünkü benim için tek gerçek olan etrafımızdaki ortamdı. Sonuçta ortamın bize dayattığı kurallar ve düzen, yaşayış şeklimizi; o ise gidebileceğimiz ve gidemeyeceğimiz yerleri belirliyor. Çevremizdeki kuralların bizi kuşattığı bir dünyada yaşıyoruz. Kafesten çıkmanın tek yolu kuralları esnetmek.

Haliyle Türkiye gibi bir ülkede, itiraz etmek bana kalırsa standart olmalıydı. Çünkü o kadar başıbozukluk ve dolap beygiri insan mevcut ki, akıllı bir insanın bunlara dayanabilmesi pek mümkün değil.

Her neyse, ben böyle çok konuşunca, çevremdeki insanlar önce bir dinler, sonra ilginç bakışlar atar, ondan sonra ağızlarından baklayı çıkarırlardı: "Vallahi senin kadar söylenenini görmedik!" İşin ilginci, bu insanlar itirazlarımı haksız bulmazlar (ya da bulacak kadar umursamazlar) - fakat yine de rahatsız edici bulurlardı.

Fakat aynı insanlar, ilginç bir biçimde, sosyal medyada veya günlük hayatta oldukça muhalif bir politik duruş sergileyebiliyorlardı. Hem de tamamen boş laf salatasına, son kullanma tarihi çoktan geçmiş ideolojilere, lisede öğretilmiş tarihsel safsatalara yaslanarak. Daha ilginci, benim çevreme itiraz ederken sarfettiğim enerjinin çok daha büyüğünü bu hiçbir işe yaramaz politik tartışmalara yatırarak.

Burada şu ayrımı yapmak lazım. Mikro ölçekte itiraz etmek cesaret isteyen bir iş. Yan odandaki insana, senden daha yukarıdaki konumdaki insanlara, kötü yöneten insanlara itiraz etmek bedelleri olan bir şey. Yaşamadım da diyemem bu tutumun sonuçlarını. Makro ölçekte politik saçmalıklarla uğraşmaksa neredeyse bedelsiz. Hem de kendini çok steril hissettiriyor insanlara. Bak! Ben de vicdanlıyım. O kadar da boş bir adam değilim yani. Hatta arkalarına yaslanıp 'iyi insan olmak ne kolaymış' diye bile düşünüyor olabilirler.

Mikro ölçekte bir şeyleri değiştirmeyen, hatta değiştirmek isteyene statükoculuk yapan her insan, benim için, makro ölçekte hangi tutumu alıyor olursa olsun pek de farklı değil. İstiyorsanız antimilitarist, ister anarşist, istiyorsanız milliyetçi, istiyorsanız da AKPli olun. Fakat mikro ölçekte değişim yaratıyor ve insanların hayatını düzeltiyorsanız, hemen önünüzde olan bir haksızlığa, insan ayırt etmeden, bir tarafınızı düşünmeden ses yükseltiyorsanız, size kimseye duymayacağım kadar saygı duyabilirim. Öteki türlüsü laf salatasından ibaret maalesef.

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder