2014/08/02

İnşa etmek

Gadamer diyaloğun anlamak (verstehen), lâkin "farklı olarak anlamak" (andersverstehen) olduğunu ifade eder. Diyalog kendimizi ve karşımızdakini beraberce sorgulamayı, farklılıklarımızın ayırdına varmayı, önyargılarımızı dönüştürmeyi ve müzakereyi mümkün kılar. Ama hiçbir zaman "bir münakaşayı kazanmak" anlamına da gelmez. Dolayısıyla diyaloğa girenler başlangıçtaki halleriyle değil mutlaka karşısındakiyle temas etmiş yeni halleriyle o diyalogdan çıkar ve yola devam ederler. 
-- Bir Demokratın Gündemi, Önsözden, M. Ferda Balancar
Hepimiz dünyayla ilgili bazı dertlere sahibiz. Bazı şeylerin değişmesini istiyor, bazı şeylerin ilerlemesini istiyoruz. Bu yoldaki yardımcılarımız veya engellerimiz de diğer insanlar. Dolayısıyla 'dertli' olanlarımız asıl olarak insanlarla uğraşıyor. Fakat bize engel çıkaran ve 'umudu kestiğimiz' insanlarla mücadele etmek işin kolay kısmı. Daha zoru ise, umut ettiğimiz, bizimle aynı yolda yürüyebileceğini düşündüğümüz insanlarla diyaloga girmek, ikna etmek ve bir şey inşa etmek oluyor. Fakat anlaşılan bu o kadar kolay bir iş değil - hele bu konuda hassasiyete sahip olmayan insanlarla hiç değil.

Birlikte bir çalışma yapmak isteyen veya bunu deneyen iki akademisyen düşünün. Genelde birisi ötekine kendi notasyonu ve anlayışıyla bir şeyler anlatıyor. Beriki dinliyor fakat kalemi eline aldığında ötekinden hiçbir şey öğrenmemiş gibi o da kendi notasyonuyla bir şeyler yazıyor. Öteki kalemi alıyor, herşeyi baştan alıyor. Sonuç: fiyasko.

Bu sadece iki iş arkadaşının birbiriyle anlaşması için geçerli değil, meseleyi bu örnekten çok daha genel şekilde ele almak mümkün. En yakın arkadaşlık ve ilişkilerinizde karşıdakine karşı her an uyanık olmak zorunda olunduğunu, çeşitli hassasiyetlerin daha söylenmeden anlaşılabilmesi gerektiğini, bazı şeylerde laf söylenmeden ilerlenmek zorunda olunduğunu insanlar pek kestiremiyor. Bazı şeyleri akıllarına gelen ilk halleriyle ortaya döküyor ve en hafif tabirle sinir bozucu oluyorlar.

Girişteki şahane alıntının dediği gibi: Her diyalog aynı zamanda bir değişimin kapısı demek. Laf anlatan bir insan kendinden bihaber bir zavallı değilse, ya kendinde ya da başkasında değişim umudu için laf anlatır. Bir insanı konuştuklarının hep boşa gittiğini görmek kadar hayattan soğutan ikinci bir şey yoktur. Bunu öğrencilerin anlattıklarından hiçbir şey anlamadığını gören bir hocada da, bir arkadaşına saatlerce laf anlatıp en başa dönülecek bir cümle duyan bir insanda da gözleyebilirsiniz. Dolayısıyla diyalogun inşa etmeye yol açmadığı her ortam duyarlı bir insan için cehennemden pek de farklı değildir.

Dolayısıyla genel anlamda dünya da cehennemden pek farklı değil.

İnşa etmek için sadece değişime açık olmak da yetmez. Değişimin bir yönü, bir hedefi olması gerekir. Daha net bir tabirle 'ortak bir gelecek' algınız yoksa, bir diyalogu da canlı tutmanız mümkün değildir. Bu sebeple örneğin en başarılı politikacılar halkı bir şeye ikna etmek ve büyük değişimler yaratmak için ortak bir gelecek algısı oluştururlar. Kişisel ölçekte de bu geçerlidir: Ortak bir gelecek algınız olduğunda ilerlemek çok kolaydır.

Ama ortak gelecek konusunu başka bir yazıda irdeleyelim.

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder