2014/08/14

Algoritmalar

Bugün yolda yürürken, kaldırım bitince durdum. Yere bakarak 'bitmesini' bekledim. 
- Niye durdun? 
+ Çünkü şu an bir şey düşünüyorum. Bir şey düşünürken, o düşünce bitene kadar kaldırımdan inmiyorum. Etrafıma bakabilecek hale geldiğimde bakıp, yoldan geçiyorum ki başıma bir şey gelmesin.
Eskiden beri sistematize etmeye büyük bir merakım var. Yani öğrenilenleri belli bir çerçeve içine oturtmaya, daha öncekilerle bağını kurmaya, böylece bir düşünce sistemi denilen şeye doğru ilerlemeye... Tutarlılık aramayı ve bunu kovalamayı kendimi bildim bileli bir uğraş haline getirmiştim. Çünkü düşünce sistemim olunca rahat olacaktım. Sözgelimi karşılaştığım bir adaletsizliği ait olduğu yere anında istifleyecek, buna karşılık yapılması gereken aksiyonları hızlıca ifa edecektim. Aynı yolda yürürken sahip olduğum 'algoritmalar' gibi, çeşitli giriftlikler başıma çok bela olmayacak, zihnimdeki düşünce sistemi bana anında istediğim cevabı verecek, böylece 'dünyayla' çok uğraşmadan, sevdiğim işlerle uğraşarak mutlu olabilecektim. Bu yüzden Schopenhauer'in "A system of thoughts..." diye başlayan satırlarını okuyunca bayılmıştım. Çünkü benim yapmaya çalıştığımın ismini koymuştu.

İşe yaramadı diyemem. Epey bir şeyi hızlı ve etkin düzenlememe, belli konularda ayağımın sağlam basmasına, çoğu badireyi atlatmama yardımı oldu bu stratejinin. Hâlâ da geliştirmeyi, ilerletmeyi ve daha da mükemmelleştirmeyi düşünüyorum pek çok açıdan.

Bugüne kadar çevremdekileri kırmamak veya 'doğru' olan şekilde davranmak adına hep bu algoritmik prosedürleri işlettim. En acımasız şeyleri gerektirdiği zamanlar bile tereddüt etmedim, kalp kırmaya sebep olsa bile doğru olanı tereddüt etmeden yürürlüğe koymaya çalıştım. Ta liseden buna tepkiler almaya da alışığım. Hayat denklemler ve mantıksal kuralların arka arkaya koyulmasıyla işlemez! demişti lisede bir arkadaşım, bizim evin sokağının köşesinde. (Hoş, öyle takıntılı, iyi bir matematikçi, mantıkçı falan da değilim; çevremle, sosyal olanla çok meşgul olduğum, kafamı doğru dürüst gömemediğim için doğru dürüst hiçbir şey bildiğim de söylenemez. Ama neticede böyle bir huyum var.)

Bunun sıkıntılarının da farkındayım. Mantıksal kuralların, kolayca bilişsel yanılgılar yardımıyla 'mantık taklaları' haline geldiğini biliyorum. Tüm bu bilişsel bilim ve sosyal psikoloji malûmatına ilgim bu yüzden. Düşünce sistemine mihenk taşı yapılan ahlâki kuralların gerçeklikle epey problemli olduğunu, neredeyse çoğu zaman ahlâki olanı takip etmenin gerçeklik karşısında had bilmeyle sonuçlandığını; dolayısıyla algoritmik prosedürleri uygulamanın imkânsızlığını da biliyorum. Adaletin en çok bahsedildiği yerde büyük adaletsizlikler, büyük ahlâki cephelerin arkasında büyük ahlâksızlık kalabalıkları ("cephe büyükse arkası kalabalıktır") görmeye de hep alıştık. İlla böyle kötüye kullanım olması gerekmiyor, insan iyi niyetiyle bir şey yapıyorsa bile daha büyük kesiklere sebep olabiliyor.

Kesin olan şey şu ki, belirsizliği azaltmak adına uygulamaya konulan çoğu algoritma işe yaramıyor, yeri geliyor herşeyi içinden çıkılmaz hale getiriyor; çünkü dünya o algoritmanın inşa edildiği mantıksal atmosferde çalışmıyor, dolayısıyla tüm algoritmaların bir noktada başarısızlığa mahkûm olduğu da bir gerçek. Ama herşeye rağmen çalışacağına inanıp, denemekten başka bir yol da yok...

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder