2014/07/04

Değişime doğru

Toplum tarihindeki dönüm noktalarını tekil insanların basiretlerinde aramak gibi, kişisel tarihimizin dönüm noktalarını da tekil şanssızlıklarda aramak çekici gelir. Tıpkı bir toplumun tarihinin bir liderin 5 yıl önce ölüp ölmemesiyle değişeceğini speküle etmek gibi, bir insanın da bir noktada 5 dakika önce bulunup bulunmamasına göre kişisel süreçleri speküle etmek epey cazibelidir. Çünkü bu şekilde analiz yapmak çok kolaydır. Tarihsel süreci, arkaplanı veya insanın kendi zihniyetini bir kenara koyar, tekil olayların şöyle veya böyle gelişmemesinin her şeye sebep olduğunu söyleyerek zihnimizi rahatlatırız. Böylece zihniyetimizle ilgili bir problem olmadığına inanır, kişiliğimizi ve karakterimizi epey zorlayacak seçimlerden kaçınmış oluruz.

Oysa yıllar içerisinde zihniyetimiz bizi bir yerden bir yere götürmekte büyük rol oynar. İrili ufaklı pek çok seçimi, tanıştığımız insanlara söylediğimiz lafları, yarattığımız veya yok ettiğimiz fırsatları zihniyetimiz belirler. Çünkü dünyaya zihniyetimiz ve onun uzantıları olan pek çok varsayımımızın oluşturduğu bir prizmadan bakarız. Haliyle yolda şunu veya bunu seçer, şununla veya bununla arkadaş olur, şunu veya bunu söyler, şuna veya buna başvururuz. Dolayısıyla ince ince bir yerlere doğru ilerleriz. En sonunda kendimizi ‘şanssızlık’ denebilecek ama ‘ağır’ bir durum içerisinde bulduğumuzdaysa, yukarıda dediğim gibi dünyayı suçlamak kolay gelir. Resim buyken ‘her şeyi doğru yapan’ bir insan olarak isyan etmek isteriz. Kişisel tarihimizdeki bu noktanın anlık bir şanssızlık olduğunu düşünerek yola devam etmeye çalışırız. Halbuki bizi o kafese sokan kendi seçimlerimizdir, kapının kapanma anı ise er ya da geç gerçekleşecek bir ‘şanssızlık’tır.

Dolayısıyla bu ‘şanssızlık’lara belli bir sürecin sonucu olarak bakmak daha sağlıklıdır. Resme böyle bakıldığındaysa yapılacak şey bir ‘isyan’dan çok daha farklıdır. Bu halde, bizi bu noktaya getiren zihniyetin sıkıntılı veya yanlış yanları üzerinde durmaya başlamak gerekir. Kime neyi-nasıl söylediğimizi, neyi-neden yaptığımızı, kiminle niye konuştuğumuzu, nerede yaşadığımızı, ne iş yaptığımızı, hangi filozofu niye okuduğumuzu, hangi yazarı niye sevdiğimizi… Kısacası her şeyi sorgulamaya başlarız. Bu sorgulamanın sonucu açıktır. Bir şeyler değişecektir.

Bugüne kadar kişisel şanssızlık teorisine fazla ağırlık verdiğimi farkettim. Fakat bazı şeylerin belli bir zihniyetin sonucu olduğu artık su götürmüyor. Dolayısıyla değişmek lazım. Hem de epey köklü bir şekilde.

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder