2013/12/27

Korna çalanlara dayak atma timi

Bu sabah böyle bir şey üzerine düşündüm. Neden olmasın diye. Sonra yemekte de arkadaşlarla konuştuk. Bu Avrupa’da cipleri haşat eden çevreci örgütler vardı. Bizimki o kadar ciddi değil tabii - ama gereksiz kornaya iyi bir tepki olabilir.

Şöyle olabilir:

Mesela okulun önündeki kavşakta en az iki kişi olmak üzere, bu öküz insanlar için nöbet tutulur. Örneğin, yayaya yeşil yandığı halde, yoldan geçenleri kornayla taciz edenlerin derhal önü kesilir, araba içindeki daha ne olduğunu dahi anlayamadan arabadan indirilir ve eşşek sudan gelinceye kadar dövülür. Aynı şey, yayalara gerektiği gibi yol verenlere arkadan korna çalan sürücülere de yapılır. Döverken ‘ne b.k var da korna çalıyorsun’ yollu küfürler edilir, en az 20-30 kere. Böylece dayak yiyen ne için dayak yediğini iyice anlar. Zihninde ‘korna’ kavramı, dayakla eşleşir.

Yalnız mühim olan şey, burada bir ‘uyarı’ falan söz konusu değil. Hata işler işlenmez indirip dövüyorsunuz. Laf dalaşı yok, onlar hep boşa uğraş. Bir kavşakta 10 kişi dayak yerse, o kavşaktaki olayların azalacağını öngörebiliriz. Bir süre sonra korkuluklarımızı da yerleştirebiliriz. Bence iş görür.

Yine Ken Robinson

Bu konuşma Mayıs'ta yayınlanmış. Yeni denk geldim. Yine Ken Robinson, yine enfes.

2013/12/22

Makineler işleri elimizden alacak

Yapay öğrenme (machine learning) ile ilgili konuşulduğu zaman, klasik bir itiraz geliyor: Makineler insanların elinden işleri alacak, işsizlik artacak vesaire.

Bunu genişçe bir ekonomik argümanla tartışmak lazım herhalde. Ciddi bir insan öyle yapar. Ben ciddi değilim, dolayısıyla çok kısa bir örnekle bu konudaki düşüncemi yazmak istiyorum.

Şöyle bir örnek üzerinden gideyim. Bu aralar Thinking Fast and Slow adlı kitabı okuyorum. Kitapta salıverme hakimleri ile ilgili dehşete düşüren bir örnek var. Araştırma, görevleri sadece bir mahkumun tahliye olup olmamasına karar vermek olan hakimleri konu alıyor. Ortalamada salıverilme oranı %35. Fakat ilginç olan şey şu: Öğle yemeğini takip eden iki saat boyunca bu oran %65. Akşama doğru, mesai bitişinden hemen önce ise kitap bu oranın sıfıra doğru yakınlaştığını söylüyor. Yani hakimin kan şekerine göre salıverilebiliyor veya bilmemkaç ay/yıl daha hapis yatabiliyorsunuz.

Her tarafı bias olan insanı, bir kararı öncekiyle çelişmeyecek olan bir makineyle değiştirmek iyi midir, kötü müdür? Peki bunlardan hangisi daha adildir?

Ben iyi tasarlanmış bir makineye herkesten daha çok güvenebilirim. Çünkü makine istatistik tutar. Bilişsel yanılsamalardan muaftır. Veri ne söylerse ona göre davranır. İnsan sezgisinin istatistiksel veriyi nasıl göz önüne alamadığını ise yine Thinking Fast and Slow'dan okuyabilirsiniz.

Elbette makinelerin ele alamayacağı durumlar var. Şu anda çok fazla var, neredeyse her şey. Bu şimdi olamayacak bir şey ama... Bir gün neden olmasın?