2013/07/24

Teori Okumak

Schopenhauer bir kitabının girişinde kitaplarla ilgili -aklımda kaldığı kadarıyla- mealen şu düşüncelerini işliyordu: Bir fikirler sistemi taşlardan yapılma bir kemer gibidir. Aynı bir kemer gibi, herhangi bir parçası olmadıkça, o fikrin tastamam anlaşılmasının bir yolu yoktur. Fakat kitaplar fikirleri sıralı bir şekilde verirler. Halbuki kemerin taşlarının biri eksik olduğu sürece diğerlerinin varolmasının bir anlamı yoktur. Ama kitaplar fikirlerin bir bütün olarak aktarılmasına izin vermezler. (Hatırladığım kadarı buydu, bitişe ise gerçek alıntıyı koydum.)

Bu fikir daha çok teorik (benim için matematik) kitapları okurken aklıma sürekli geliyor. Bu tarz daha teknik kitaplar okunurken, bir yerde takılı kalmak ve ilerleyememek çok sık karşılaşılan bir şey. Özellikle teorik çalışmalar zor okunuyor ve özellikle insanın 'her şeyi tam anlayarak' ilerleme şeklinde bir takıntısı varsa, bu her zaman bu okumaların bitmemesiyle sonuçlanıyor (geçmişte bolca yaşadığım bir dram).

Halbuki muhtemelen tüm teorik çalışmalarda, kitaptaki ana fikirler, diğer bölümlerde ve hatta başka kitaplarda yer alan fikirleri bir bütün olarak birleştirmedikçe tam anlaşılabilecek şeyler değil. Bu yüzden de, bir şeyi günlerce uğraşıp da tam kafaya oturtamadan, anlayamadan geçmek zorunda kalmak da mümkün olabiliyor.

Peki verili bu durumda pratik bir strateji ne olabilir? Ben şöyle bir strateji deniyorum: Kitabı birkaç geçişte okumak. Bu fikir bana ait değil, math.SE'de gördüm (Aynısı makaleler için de önerilmişti, İsmail şurada güzel bir Türkçe çevirisini yaptı). Ama bu fikirler Schopenhauer alıntısıyla daha manalı hale geldi benim için. Bu yol bir kez okumaktan daha çok vakit alacak gibi görünebilir ama aslen okumaya başlayıp, takılınca kırılan motivasyonla birlikte aylarca ellenmeyen kitapları düşünürseniz, daha çok değil, daha az süreceğini ve hem de ÇOK daha fazla verimli olacağını görebilirsiniz.

Nedir birkaç geçiş: Değişik şekillerde uygulayanlar olabilir. Ama en iyi ihtimalle, bazı teoremleri veya teknik, anlaşılması güç noktaları, tam anlaşılmasa bile en azından cümle olarak ne söylendiğini akılda tutmaya çalışarak ilerlemek mümkün. Daha sonraki bölümlerde, bu kısımları öğrenmek için gerçek bir motivasyon gerektiren durumlarla karşılaşıldığında dönmek bir alternatif olabilir. Ya da kitabı ilk geçişte, çok derinlere inmeden, temel tanımları ve konsepti anlayıp, ikinci geçişte, ilk geçişte zor gelen detay teoremleri ve zor egzersizleri yapmak, kolayları da tekrar ederek ilerlemek de bir ihtimal olabilir. Bunlar üçüncü geçişe de bırakılabilir. Kuşkusuz bu stratejiyi uygulayacak her insan, kendine göre değişik pratikler geliştirecektir. Ama eninde sonunda 'fikri bir bütün' olarak anlamak çok daha kolay olacaktır.

Ardışıl (sequential) şekilde bu fikirlerin anlaşılması ise, neredeyse imkansız gibi. Bir kitabı 'çok rahat' okuyan insanlar, her zaman yeterli arkaplana sahip insanlar olurlar. Eğer size tamamen yabancı bir teknik alana kafa göz dalmaya niyetleniyorsanız, enerjinizi verimli kullanmakta, bezmeden kitabı bir bütün olarak ele almakta, 'adım adım' gitmekten çok daha büyük yarar var...

Schopenhauer alıntısı: The World as Will and Representation, sf. 5-6.
A system of thoughts must always have an architectonic coherence, i.e. a coherence in which one part always supports another without the second supporting the first, so the foundation stone will ultimately support all the parts without itself being supported by any of them, and the summit will be supported without itself supporting anything. A single thought, on the other hand, however comprehensive it might be, must preserve the most perfect unity. If it is divided up in order to be communicated, the various parts must still be organically coherent, i.e. each part containing the whole just as much as it is contained by the whole, with no part first and no part last, the whole thought rendered more distinct through each part, and even the smallest part incapable of being fully understood without a prior understanding of the whole. – But a book must have a first line and a last, and to this extent will always be very different from an organism, however similar they might be in content: as a result, form and matter are in contradiction here.

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder