2012/01/06

Hayatın İçinden (4): Yolda Sigara İçenler

Her sabahki standart işkence... Zorla uyanıp, hazırlanıp, okula gidiyorken maruz kalıyorum bu tiplere. Her taraftalar ve korkunç yaygınlar. Yolda, hiçbir mahsuru yokmuşcasına, ağızlarından çıkan ve inanılmaz rahatsız edici dumanın kime gittiğinin hiçbir önemi olmadığını düşünerek yürüyorlar. Baca gibi etrafa epey hacimli dumanlar yayıyor, sabah sabah daha uyanmadan insanı dünyadan soğutuyorlar. Bu bana her gün oluyor. Her gün.

Sigara kapalı alanlarda yasaklandığında, çıkan itirazların tam bir gerizekalılık hâli olduğunu düşünmüştüm. Ben ki, sokakta dahi önümde sigara içen birisi yürüdüğünde, durmadan o iğrenç dumanı soluyup, dünyadan daha fazla soğumamak için ya duruyor ya da önümdekini geçmek için hızlanıyorken, aynı işkencenin çok daha büyük halini kapalı yerlerde çekmemek için dışarda bir yerde oturmaz olmuştum. Yasak o kadar iyi geldi ki, o günleri hatırlamak bile istemiyorum. Akşam Beyoğlu'nda bir yerde oturmak demek, atletime kadar sigara kokmak demekti benim için. Saçlarımın kokusundan dolayı, duş almadan yatamazdım. Şimdi en azından rahatça "içeride" oturabiliyorum.

Şimdiyse, sigara içmenin halka açık her yerde yasaklanması gerektiğini düşünüyorum. Açık ve net. Bu durumu açıkça ifade etmekten de hiç çekinmiyorum. Ben nasıl yolda tanımadığım birini ağzımın kokusuna maruz bırakma hakkına sahip değilsem, kimse de yolda, otobüs durağında, yaya geçidinde beklerken bana bunu yapma hakkına sahip değil.

Üstelik olay sadece "yol" ile sınırlı da değil. Bu tipler sizi, İstanbul'da sahilde şehrin berbat sokaklarından, ortalama nobranlığından kaçabileceğiniz deniz kenarındaki yerlerde de yalnız bırakmıyorlar. Mesela, hasbelkader oturmaya gittiğim yerlerde bir takım adamlar ve kadınlar yan masaya oturuyor, "açık havada" olmanın verdiği güvenle sigara dumanını olduğu gibi üstünüze üfleyebiliyorlar. Üstelik dumanın bizim masalara doğru geldiğini farketseler de istiflerini pek bozmuyorlar. Genelde, bu insanlar oturduktan sonra, kalkmalarını bekleyemeden ben kalkıyorum. Bu tipler, genelde yan masadaki insanın kendilerinden rahatsız olup kalktığını anlayacak zeka seviyesine sahip olmuyorlar. Veya nadiren bu zeka seviyesinde insanlarla karşılaşırsam da, bundan ahlaki bir kaygı duymayacak kadar yüzsüz oluyorlar. (Zaten dünyanın sorunu da budur. Genelde zeka olmaz. O varsa ahlak olmaz. Çoğunlukla ikisi de olmaz. (Bir tane arkadaşım var, sürekli takıldığım ve aşırı sigara içen. Adamda rahatsız ettiğini anlayacak zeka ve bu durumdan rahatsız olacak kadar da ahlak var. Sigarasını kıyıda köşede içiyor, yolda yürürken içmiyor. Aynı masada oturuyorsak, yüzümüze gelmemesi için akrobatik hareketlere kalkışıyor mecburen. Olur da dumanı yutarsam, neler yaptığımı yazmak istemiyorum.))

Bir gün Batıda veya Doğuda "ileri" bir medeniyet kurulacaksa, ölçütü bu insanlara yapılan muamele olmalı bence. İnsanların "hepsinin", ortalık yerde sigara içmeyi ayıp gördüğü, bu eylemin sigara içmeyen insanlara ne büyük bir zulüm olduğunu anladığı bir yer, gerçekten ileri bir medeniyet sayılabilir. Böyle yerlerde, Türkiye'de gördüğümüz tipten sorunların hiçbiri yaşanmaz. Günlük hayatta bu kadar hassas olabilen insanlar, siyasi açıdan bunca vahşetin yaşanmasına -mesela- izin vermezler. Böyle bir toplumda, ortalık yerde sigara içenler horlanır ve dışlanırlar.

Pek de güzel olur.