2012/06/19

TÜBA Tartışmaları

TÜBA'ya yeni atanan isimler bir süredir kamuoyunda tartışılıyor. Bu isimlerin bilimsel yayın sayılarının azlığı veya kalitesi sorgulanıyor. Naçizane fikrimi hemen söyleyeyim: TÜBA ne daha önce, ne daha sonra önemli bir kurum olmadı benim için. Hatta, iddia edildiği gibi 'yanlı' atamalar olmasaydı da önemi olmayacaktı. Hatta olay TÜBA ile ilgili bile değil gözümde.

Diyelim ki eski TÜBA 'hizipçi' değildi veya hükümet atamalarda 'objektif' bir kriter uyguladı. Türkiye'de bilimsel yayın kalitesi açısından dünyaya kıyasla hiç de fena olmayan, kaliteli, kafası çalışan pek çok akademisyen var. Diyelim ki bunlar gayet adil, eşit bir şekilde TÜBA'ya seçildiler, onore edildiler. İstenen ve beklenen bu. Bu olursa, arkadaşlar itiraz etmeyecek, isyanlar çıkmayacak.

Fakat benim açımdan bu saçmalıkların hiçbir önemi yok. Türkiye'de en kaliteli akademisyenlerin dahi gayet derin bir zihniyet sorununa sahip olduklarını düşünüyorum. Karşılarına çıkan lisans/yüksek lisans öğrencilerini bilgileriyle, o yoksa salt otoriteleriyle ezme merakları gerçekten göz kamaştırıcı. Gerçekten 'öğretmenliği' umursayan, bir ekol oluşturmaya çalışan ve insan yetiştirmeye çalışanını tek elin parmaklarının yarısını geçmeyecek şekilde gördüm desem yeridir. İlgimi çeken pek çok derse dinleyici olarak katılıp, 'ünlü' hocalarla tanışmaya uğraştım ve sonuç olarak hemen hemen hepsinde aynı profili gördüm: Ketum, kibirli, aşağılayıcı, tepeden bakan insan tipolojisi.

Türkiye'nin -evet- ünlü ve kaliteli akademisyenleri var. Fakat aynı zamanda bunların ezici çoğunluğu kopkoyu bir otoriter zihniyet taşıyan kişilikler. Ne öğrencilerine ne de sosyal çevreye herhangi bir faydaları yok, olacağı da yok. YÖK'e veya TÜBA'ya o seçilmiş veya bu seçilmiş ne farkeder? Gerçekten ne farkeder? Bunlar yeni gelen yardımcı doçentleri seçecekler mesela... Gören de karşısına aldığı insanı zevk için ezmek yerine, gerçekten bilimsel kalitelerine bakacaklar zanneder. Hayır, "kaliteli" addedileni de, intihalcisi de aynı ahlaksızlıkla malul. Bunun istisnası -neredeyse- yok. Dikkat ederseniz intihale bulaşmadan kaliteli yayın yapanların çoğunluğunun zaten intihalcilerle bir meselesi dahi yok...

Benim için bu tip isyanların zerre kadar anlamı olamaz - benden ötede gerçek bir anlamı da yok zaten. Bu isyanlar işe yarasa ve TÜBİTAK, YÖK ve TÜBA sadece öğretim üyelerinin bilimsel kalitelerine göre yapılandırılsa, bu durumda bir şeylerin değişeceğine inananlar ancak kendilerini naif bir hayale inandırmışlar ve Türkiye adına çok fazla iyimserler demektir. Türkiye hiçbir zaman hemen hemen her insanda görülen bu otoriter zihniyetten kurtulamadı. Kurtulamadıkça da, X adlı Amerikan hocasının desteğiyle Nobel kazanan bir Türkiyeli ortaya çıksa da, onun öğrencisinin herhangi bir intihalcinin öğrencisinden çok da farkının olması pek mümkün değil.

4 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Ceren Burcak Dag dedi ki...

Kaliteli hocalar konusunda dediğine katılamıyorum. Özellikle de TÜBA'da olup durum karşısında istifa eden birtakım hocalar var ki onlara bir ekol yaratmıyor ya da gerçekten öğretme derdinde değil denemez fikrimce. Ben itü gibi bir yerde bile ekol yaratma çabasındaki hocalara rastlayabiliyorsam, durumu o kadar karamsar bulmuyorum. Evet, TR'nin bilimsel merak konusunda büyük bir zihniyet eksikliği var, fakat bunu yenmeye çalışan insanlar (gerek akademisyen gerek akademi yolundakiler ya da hatta yolunda olmayanlar) az demek haksız bir niteleme olurmuş gibi geliyor. Benim gördüğüm/yaşadığım çevrede herkes problemin bir köşesinden tutmaya çalışıyor, en azından.
CBD

Deniz dedi ki...

Boyle tartismalarda oncelikle tanimlardan emin olmaliyiz. Mesela ekol yaratmaya calisan hocalarla rastlastim diyorsun, acaba ekol yaratmaya calisiyorlar mi, yoksa oyle yaptiklarini mi zannediyorlar? Elbette grup kurup isleri yoluna koymaya calisanlar var - bunlar kaliteli akademisyenler ve zaman zaman da 'iyi' ogrencileri cikiyor. Fakat bunlarin problemin bir kosesinden tuttugunu ben soyleyemiyorum acikcasi. O gruplar disardan cok cekici gorunse de, icine girdiginde durumun bambaska oldugunu goruyorsun - veya hoca sana cok baska konussa da, onunla gercek bir calisma yapmayi denediginde 'gerceklerle' karsilasiyorsun.

TUBA'da olup istifa etmekle, bir seyler yapmaya cabalamak arasinda HICBIR iliski yok. Hatta TUBA denilen kuruma girmekle ugrasmak ve ustune de istifa etmek gibi 'gururlu' hareketler yapacak kadar basit islerle ugrasan insanlarin bastan negatif etiketleri var bende.

Son olarak merak konusunda buyuk bir zihniyet eksikligi yok - bu yukarida 'kaliteli' dedigim insanlarin hepsi meraklilar zaten. Hatta bambaska ortamlarda cok etkilendigin insanlar. Ama gercekten ogrencileri olmadan once (ki zannediyorum olmadin) onlari savunmak gibi 'agir' bir yuk altina girme bence. Benim lisans sirasinda bizzat calismak icin konustugum insanlardan aldigim tepkiler, bu insanlarin oldukca yuzeysel cikarimlarla hayatlarini surdurdugu yonunde. Senin izlenimlerin farkliysa bilemem.

Ceren Burcak Dag dedi ki...

bilimsel zihniyet eksikliği derken kaliteli hocalar dediğin kişileri hedef almıyordum zaten :) genel anlamda ortalamaya vurduğunda karşılaştığın herhangi bir akademisyende bu eksiklik olabiliyor demek istemiştim. Yoksa zaten bu ortalamayı yukarı çıkartmaya çalışan insanlar bence gerçekten kaliteli hocalar.

Açıkçası bu yazıda kişisel deneyimlerine detay vermediğinden nerede neyle karşılaştın canın sıkıldı bilemiyorum, dolayısıyla elbette dediklerim hissettiklerinin yanına dahi yaklaşamıyor olabilir. Ama ben bir yıldır bir hocayla, yaklaşık yarım yıldır da diğer bir hocayla çalışıyorum. İki farklı alan. Gerek çalıştıkları yerler gerek sağladıkları motivasyon anlamında bence kaliteli hocalar. Ayrıca iki tarafta da bir ekol yaratma çabası var, çünkü onlar da gençken gayet bir ekolün parçası olarak yetişmişler. Neden öğrencilerine aynısını sunmak istemesinler ki?

Son olarak bahsettiğin kişilerin kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim yok :) Hal böyleyken tanımadığım insanları nasıl savunabilirim?

Şahsi fikrim, bir değeri varsa elbet, zaten sen çalışmak için bir hocaya gidiyorsan ve o seni çeşitli sebeplerden dolayı daha ilk görüşte reddediyorsa orada bir problem vardır. Karakter uyuşmazlıkları olabilir, bunu kabul edip geçmek lazım.

Deniz dedi ki...

Bence farkli seylerden bahsediyor olabiliriz. Oncelikle hicbir hoca beni ilk gorusten reddetmedi, lisans 2. siniftaki halime bugun bakinca dahi, hocalarin karsisina rasyonel isteklerle gittigimi dusunuyorum. Zaten bir reddetme durumu olmadi. Olan sey suydu, ben konularimi ve ilgilendigim alanlari cok iyi belirlemis ve hatta calismayi deneme modundayken, konuyla ilgili (o cok unlu, kaliteli) adamlara gittigimde ilgilendigim ve calistigim seyler yerine notlarim, lisansim EHMB ise fizikci olamayacagim gibi konular konusuluyordu. O hocalar beni reddetmedi, evet de, ben de vaktimi daha fazla bosuna harcamadim. :)

Ha, mukemmel adamlarla da karsilastim, dogruya dogru. Notasyon karmasasindan dolayi oldukca basit sorular sordugumda bile inanilmaz nezaketle cevap veren matematikciler de gordum. Yok degil, ben de cok cok az gordugumu soyluyorum zaten.

Senin durumun sevindirici, umarim hep boyle devam eder. Yalniz isin icine insani onyargilar, hocalarin yuzeysel hayat gorusleri vb. girdiginde ne kadar cok 'istekli' insanin sistem disina itildigini de gormen gerek diye dusunuyorum. Ben oturup sabaha kadar zevk icin diferansiyel denklem cozen adamlar da biliyorum, mastera basvuracak ortalama tutturamadilar bile (zaten oldursen de bu hocalardan 8 ders daha almazlardi).

Ben bu sebepten dolayi mevcut akademik duzeni 'rasyonalize' edecek her turlu gorusten uzak tutuyorum kendimi. Ortada olan buyuk bir tiyatrodur. Hele lisans egitimi diye verdikleri seye bakildiginda.

Dedigim gibi kisisel tecrubelerimiz farkli veya farkli seylere odaklaniyoruz. Her halukarda, bence 'buyuk' bir sorun var - benim dusuncem bu. Iyimser olmak icin hicbir sebebim de yok.

Ekol yaratmaya calisip, ucundan tutmaya calisan, gercekten yogun calisan bir ton insan var. Ama bir insan sirf calisiyor diye, iyi bir sey yaptigi sonucuna varilamaz - hatta iyi niyetliyse bile bu sonuca varilamaz. Bilmiyorum, bence bazi seyler (birlikte calismak, birlikte bir seyler uretmek) artik 'cok calisma' veya 'bilgi' sonucu degil; karakterlerle alakali...

Yorum Gönder