2012/02/19

Einstein'ın Saatleri

[Einstein'ın] Makalelerinde hareket halindeki trenleri ve birbirinden uzak saatleri içeren düşünce deneylerini defalarca kullandığı göz önünde bulundurulursa, düşüncelerini zihninde canlandırırken ve ifade ederken, Bern saat kulesinin ve istasyondaki platformda sıralanan eşzamanlı saatlerin yanından gelip geçen trenlerin de yararını gördüğü tahmin edilebilir. Aslında, yeni teorisini arkadaşlarıyla tartışırken, Bern'deki eşzamanlı saatleri ve yakınlardaki Muni köyünün çan kulesindeki eşzamanlı olmayan saati işaret ettiğine (ya da en azından bunlardan söz ettiğine) dair bir öykü de vardır. 
Peter Galison, Einstein'ın Saatleri, Poincare'in Haritaları adlı kitabında, teknolojik sistem hakkında düşüncelerini harekete geçiren bir çalışma sunar. O tarihte, saatlerin eşzamanlılığı meselesi henüz çözüme kavuşturulamamıştı. Bern, 1890 yılında, elektrik gücüyle senkronize edilmiş bir kentsel zaman ağı uygulaması başlatmıştı ve on yıl sonra Einstein geldiğinde, bunları diğer kentlerdeki saatlerle daha kesin ve koordineli kılmanın yollarını bulmak, İsviçre'de adeta bir tutkuya dönüşmüştü. 
Einstein'ın patent ofisindeki başlıca görevi, Besso'yla birlikte elektromekanik cihazları değerlendirmekti. Bu, elektrik sinyallerini kullanarak saatleri eşzamanlı kılmaya yönelik birçok başvuruyu kapsıyordu. Galison'un belirttiği gibi Bern'de, 1901'den 1904'e kadar, bu türden yirmi sekiz patent başvurusu kabul edildi. 
Örneğin bunlardan biri "Birbirinden Ayrı Yerlerde Zamanı Eşzamanlı Olarak Gösterecek Bir Merkezi Saatin Kurulumu" adını taşıyordu. Einstein'ın Besso ile gerçekleştirdiği çığır açıcı konuşmasından sadece üç hafta önce, 25 Nisan tarihinde, benzer bir başvuru gelmişti. Söz konusu başvuruda, elektromanyetik olarak kontrol edilen sarkacı olan bir saat, elektrik sinyali aracılığıyla kendisi gibi olan saatlerle koordine edilebiliyordu. Bu uygulamaların ortak noktası, ışık hızında seyahat eden sinyaller kullanmalarıydı. 
Patent ofisinin sunduğu teknolojik fona aşırı vurgu yapmamaya özen göstermeliyiz. Einstein'ın teorisinde saatler yer alsa da, esas amacı birbirilerine göre hareket halinde olan gözlemcileri senkronize etmekte ışık sinyalleri kullanımının güçlüğüyle ilgiliydi ve bu konu patent başvurularında geçen bir konu değildi. 
Yine de görelilik makalesinin ilk iki bölümünün neredeyse tamamının, gerçek dünyaya ait en çok bildiği iki teknolojik fenomene ilişkin doğrudan ve canlı pratik ayrıntılara girmesi (örneğin Lorentz ve Maxwell'in yazılarından tamamen farklı bir biçimde) dikkate değerdir. Makalesinde, sarımlar ve mıknatısların 'göreli hareketinin eşitliği' nedeniyle 'aynı büyüklükte elektrik akımı' üretilmesinden ve 'iki saati eşzamanlı kılmayı' garanti etmek için 'ışık sinyalinin' kullanılmasından söz etmiştir. 
Einstein'ın kendisinin de ifade ettiği gibi, patent ofisinde geçirdiği vakitler, onu "teorik kavramların fiziksel sonuçlarını görmeye" yönlendirmişti. Einstein ile yaptığı sohbetlerden yola çıkarak 1912 yılında bir kitap derleyen Alexander Moszkowski'ye göre de, Einstein "patent ofisinde edindiği bilgilerle teorik sonuçlar arasında kesin bir bağlantı" olduğuna inanıyordu. 
Einstein: Yaşamı ve Evreni, Walter Isaacson, sf. 126-127.

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder