2011/10/17

Gelecek

İnsanın kendini mutlu hissetmesi, güvende hissetmesine bağlı. Güvenlik hissi ise gelecek üzerindeki belirsizlik hissiyle ters orantılı... Gelecek zamanla ilgili ne kadar çok kesinliğe sahipsek o kadar az endişe ediyor, o kadar çok güven duyuyoruz. Dolayısıyla, zaman zırt pırt akla gelen saçma sapan endişelerin yarattığı enerji ve vakit kaybı olmadan geçiyor. Eğer yakın zaman için dahi yüksek bir belirsizliğe sahipsek, bu genelde bizi huzursuz ediyor ve bir an önce gelecek hakkında bilgi edinmeye çalışıyoruz.

Ne var ki, yeni kurulan düzen, eskisinden temel olarak bu noktada farklılaşıyor. İletişimin ve sirkülasyonun bu denli yüksek olmadığı, sosyal devletin ve meslek kollarının yapısı itibariyle iş garantisinin çok daha güçlü olduğu geçen on yıllarda, insanın geleceği üzerindeki kesinlik bilgisi çok daha fazlaydı şüphesiz. Hiçbir şey yoksa, insan toplumun ona giydirdiği kılıfı giyerdi, okulunu bitirip, askerliğini yapıp, devlete kapağı atıp, evlenmek gibi...

Bugün gelinen noktada ise bu kalıba girmek çok daha zor. Çünkü, kafa rahat bir şekilde, algoritmik olarak rahat etmenin artık yolu yok. Bir kere, her türlü iş garantisi olarak görülen devlet, çok doğru bir iş yaparak toplumu sırtından atmaya başladı. İkincisi, yüksek rekabetin getirdiği baş döndürücü değişim, yeni iş sahalarını oldukça kararsız hale getirdi. Beş sene önce çok popüler olan bir yazılım dili, beş sene sonra yok olup gidiyor... Giderek daha çok insanın iş sahası haline gelen bilişim teknolojileri, insanın kendini tamamen güvende hissetmesini kesinlikle engelleyici bir işleve de sahip.

Bu durumda, Türkiye'de insanlara hastalık gibi benimsetilen güven anlayışını değiştirmek gerekli gibi geliyor bana... Gelecek sene nerede çalışacağımız, neyle uğraşacağımız belli değilse, bu bizim hayatımızı bunca zehir etmemeli. Çünkü, bundan sonra yeni yükselen iş sahalarının çoğunluğunda bu durum belirsiz olacak. Öte yandan, bu sürekli kriz durumu, sürekli fırsatlara da sahip.

Tabii, herkes böyle pozitif bakmaya çalışmak zorunda değil. Neticede, endişeli insanlar için de bu durum gerçek bir işkence hâli. İnsanların güvenlik hissi içinde bir hayat yaşamayı istemeleri en doğal hakları. Fakat, bu hakkın sağlanmasına gelince, o birilerinin görevi mi, işte orası epey muğlak.

Çinlilerin bir bedduası varmış, ilginç zamanlarda yaşayasın. Kesinlikle ilginç zamanlardan birindeyiz. Kendimizi nasıl güvende ve mutlu hissedeceğimiz, dünyadaki hiçbir insan için kolay bir soru değil bugün...