2011/11/02

Şüphe

Dünyadaki sorunların pek çoğunun aslında insanların kendilerinden şüphe etmemeleriyle ilgili olduğu söylenebilir. Şöyle ki, fenomenler genelde insanın algısına göre çok daha değişik ve farklı biçimler alabilir. İnsan ise, tek başına, bir olaydan sadece geçmiş tecrübelerine ve önyargılarına göre dersler çıkarabilir. İnsanların, bu önyargılarından süzülüp gelen bilgilerden şüphe etmemeleri, oluşturdukları yargıların subjektif inşalar değil de, objektif gerçekler olduğunu düşünmeleri, insanları 'kendilerinden emin' ve 'daha fazlasını merak etmeyen' bir zihinsel duruma sokar. Bu zihinsel durum oldukça tehlikelidir çünkü bir kez içine düştüğünüzde araştırma ve detaylandırma yönündeki hissiyatı katleder.

Bir insanın kendi zihnine dair basit şüpheci yaklaşımı, onun dış dünyayla olan iletişiminde tam bir devrime sebebiyet verebilir. Çünkü bu durumdaki insan, bildiği her şeyin yanlış olabileceği varsayımıyla hareket eder. Bu varsayıma sahip birisi, farklı görüşteki insanlarla karşılaştığında reaksiyoner davranmak yerine, 'benim bilmediğim bir şeyi biliyor olmalı' şeklindeki bir yaklaşımla, 'öğrenmeye açık' bir şekilde hareket eder. Bu durum, her söylenen lafı ciddiye almak manasına gelmese de, her farklı görüşü linç etmek şeklindeki otoriter duruşa oldukça aykırıdır. Böyle bir insan asla ırkçılık gibi aşırılıklara kaçamayacağı gibi, kendi radikal görüşleri uğruna kimsenin bedel ödemesini istemeyi düşünmez bile; çünkü kendi radikal görüşlerinin de 'yanlış' olabileceği düşüncesi her zaman aklının bir köşesindedir.

Demokratlık da böyle bir şeydir. Şu hâlde, demokrat olmanın en önemli koşullarından birinin kendine yönelik bir şüphe olduğu söylenebilir. Bu şüpheye sahip olmayan insanlar, mesela, bir 'gazeteye' yönelik bir nefret söyleminin Twitter gibi bir ortamda binlerce RT almasına sebebiyet verebilirler. Çünkü, hiç okumadıkları ve insanların nefret söylemleriyle hakkında yargı oluşturdukları bu gazete hakkındaki düşüncelerinin, 'büyük bir yanlış' olabileceğini düşünmezler. Haliyle, bu gazeteyi en azından belli bir süre için takip etmek de akıllarına gelmez. Bu durum, her türlü nefret söylemi, ırkçılık, küstahlık, yaftalama gibi durumlar için geçerlidir.

Kendi anlam dünyasını, referans sistemini şüphesiz doğru ilan eden insan, ahlaki açıdan da problemlidir. Çünkü bu tip bir şüphecilik basit bir 'tercih' olmaktan öte, ahlaki bir görevdir. Eğer, ötekilere dair ciddi bir sorumluluk taşıdığınız bir çevrede iseniz, yaptığınız tercihler o kadar da 'bireysel' olmayabilir. Dolayısıyla, bu tip bir düşünce sistemi ahlaki hareket etmenin önkoşulu haline de gelebilir.

Velhasıl-ı kelâm, şüpheciliği savunmanın, Şüpheci Melek seviyesindeki bloglara kaldığı düşünülürse, meramımızı anlatmak biraz zor... Fakat yine de, işin bu tarafına da bir bakın derim ben.

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder