2011/08/04

Hayatın İçinden (2): Demotivatörler

Duygularımızı, düşüncelerimizi veya planlarımızı çevremizdeki insanlarla paylaşmak bir ihtiyaç. İhtiyaç olduğu kadar, bizim dışımızda gerçek dünyayla ilişkiye giren birilerine bir şeyleri anlatmamız, ne kadar gerçeğe bağlı olduğumuzu da test etmemiz anlamına geliyor. Fakat, her şeyi, çeşitli önyargılarla karşılaşacağımızı düşündüğümüzden, herkese anlatmıyoruz. Dolayısıyla dar bir çevreye hapsoluyoruz. Bu hapsolduğumuz dar çevre genelde, her gün iletişime geçmek zorunda olduğumuz için samimileştiğimiz insanlar oluyor. Çünkü ötekilerle çok eski dost değilsek bağlarımızı yitiriyoruz. Hem de her gün birlikte vakit geçirdiğimiz insanlar, bizim 'bozuk' ruh halimizi anlayıp, onlara 'derdimizi' anlatmamız konusunda bizi cesaretlendirebiliyorlar. Yahut, bir an aklımızdan geçenleri ve heves ettiğimiz şeyleri anında söyleyebileceğimiz kişiler genelde bu kişiler oluyorlar.

Fakat, benim bugüne kadar gördüğüm (yurttaki oda arkadaşlarımdan, çeşitli vesilelerle aynı ortamda vakit geçirdiğim arkadaşlarımdan) insanların büyük bir çoğunluğu demotivatör olma özelliğine sahip... Yani, bir planınızı söylediğinizde daha söyler söylemez 'uçtuğunuz' şeklinde bir yanıt alıyorsunuz. Yahut, risk içeren bir tercih yapmanız gerektiğinde eğer olur da bunu böyle kişilerin yanında söylerseniz, doğrudan 'en kötü' şeyin başınıza geleceğini ya da çok kötü şeyler olacağını duyuyorsunuz.

Bir insan bunu yapmakla ne elde eder, uzun uzun düşünmek istemiyorum. Ama böyle insanlara eskiden mahkûm idim, şimdiyse -çok şükür- değilim. Eski günleri düşündükçe, bu tarz düşünen insanların arasında kalmanın insanı nasıl bir ruh haline ittiğini çok daha iyi farkediyorum. Neredeyse her planınız 'başarısızlığa mahkum', her değişiklik kararınız 'geçici bir heves', farklı alanlara ilgi duymanız 'maymun iştahlılık' ve daha bir sürü itham... Böyle saçmalıkları söyleyen insanlara bugün de hakettikleri cevabı veremediğimi düşünüyorum; neticede bu insanlarla ilişkiyi kesmek de yeterli bir davranış değil. Fakat yapacak başka bir şey de yok; eğer 'kötü' insan olmayı göze almazsak...

7 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

schottky dedi ki...

sallandıracaksın iki tanesini Taksim'de :D

Deniz dedi ki...

savaş açalım abi, yetti bunlardan çektiğimiz. konuşamasınlar böyle. :)

schottky dedi ki...

ben de muzdaribim. çok düşünüyosun diyeni var, fırsatları değerlendir diyeni var, ben senin yerinde olsam diye başlayanı en tehlikeli zaten. herkes birbirine karışmayı çok seviyor. en ufağından en önemlisine bir karar verirken onların görünmez sorumluluğunu da hissediyor insan sanki. hepsine detan !

Lipsum dedi ki...

Blogu epeydir takipteydim; ama bu yazıdan bugün bir arkadaşım aracılığı ile haberdar oldum. Sanırım benzer süreçlerden geçiyorum diye yönlendirdi beni bu yazıya. Öyle iyi geldi ki bu yazı!

Her satırına katıldığım gibi, üstüne daha da başka bir şey denemez diye düşünüyorum sanırım.

Elinize sağlık!

O vakit çok çok selam, üretimlere devam.

Deniz dedi ki...

tesekkurler :) arada boyle yorumlar iyi geliyor.

nermin dedi ki...

Arada böyle yazılar iyi geliyor. :)

Deniz dedi ki...

tesekkurler :)

Yorum Gönder