2011/07/20

Çıkarım

Dünyadaki en büyük sorunlarımızdan bir tanesi, çıkarım yapmak... Bir şeye karar vermek ve o karar verilen şeyi savunmak, dar kapsamlı önermeler için bile çok büyük bir bilgi dağarcığı gerektiriyor. İnsan ise, en temel düşüncelerini dahi tutarlı bir biçimde savunabilmek için öğrenmek zorunda olduğu bilgi miktarını, hayatın tüm pratik zorluklarını aşarak öğrenmek zorunda. Bu da oldukça zor bir işe tekabül ediyor. Dolayısıyla, insanların aşağı yukarı hepsinin 'bilgili' oldukları konularda dahi önemli eksiklikleri olduğu, buradan hareketle 'kesin' iddialar ve önermelerde bulunmak için neredeyse herkesin çok fazla bilgi eksiğine sahip olduğu öne sürülebilir.

Sözgelimi, bir insan ahlaki açıdan bir şeyi savunmak istiyorsa, bu savunmaya karşı tonlarca istisnai durum bulunabiliyor. Dolayısıyla, bu ahlaki önermeyi zorunlu olarak 'çeşitli' koşullar altında savunmaya çalışan insan, şartlar onu aşındırdıkça bu pozisyonları koruyamıyor. 'Evrensel' bir pozisyon inşa etmenin, evrensel bir bilgi dağarcığı gerektirdiği gerçeğine bakılırsa, her insanın düşünce dünyasının, "kendisine ait" ve bilgi kapasiteleri itibariyle diğerleriyle mukayese edilemeyecek kadar subjektif olduğu ortaya çıkıyor. Zaten buradan hareketle, bir kişinin diğerinin hayat tarzı hakkında dayatmacı hükümler öne süremeyeceği, çünkü varolduğu şüpheli olan 'doğruyu' bilecek kadar bilgiyi elde edemeyeceği gibi bir önermeyi savunmak da mümkün olabiliyor. Buradan da hümanizmin temeli olan mütevazılığa ulaşmak mümkün...

Çıkarım yapmak ve 'karar vermek', neredeyse çoğu durumda tartışmalı ve eksik bir durum ise, bu durumun başkalarının hayatlarını etkileyebilecek kişilerin (yani demokratik bir ortamda, herkesin) üstüne bindirdiği sorumluluk aşikâr... Dolayısıyla, mesela siyaset hakkında konuşmak sadece yöneticilerin değil, normal bir bireyin dahi çok dikkat ve titizlikle yapması gereken bir şey haline geliyor. Çünkü alacağınız siyasi pozisyonlar, tam olarak diğerinin kaderini belirlemekle ilgili. Ve bu noktada, gelişigüzel ve tamamen eksik bilgiyle alacağınız kararlar ve ürettiğiniz söylemler, diğerlerinin hayatlarına mal oluyor olabilir. İşte siyaset, ancak bireylerin bu tip bir bilince sahip olduğu oranda işlevsel bir hâle gelebiliyor. Öteki durumda, yani Türkiye ve diğer pek çok ülkenin içinde bulunduğu durumda, siyaset sorumsuz ve ahlaksızca davranışlarla manipüle edilen ve pek de bir yararı görülmeyen bir araç konumunda... Siyaset dışı çözümlerin çok daha vahşi ve insanlık dışı olduğu göz önüne alındığında, siyaset çok fazla olumlanabilecek olsa da, insanların belli bir siyasi kültürü taşıyamadığı durumlarda çok da ileri gitmek mümkün olmuyor.

Dolayısıyla bilgiye dair bu tip veya buna benzer bakışlar geliştirememiş bir topluluğun bireyleri, demokratik bir ortamda bulunsalar bile, o toplulukta -bir şekilde- gerçekleşen akıl dışı işkencelere sağır hâle geliyorlar. Çünkü, kendi bilgilerinden 'emin' olma durumları, kendi normlarına daima sorgulayıcı yaklaşmaktan yoksun tavırları 'gerçek bilgi'yi elde etmelerine engel oluyor. Böylece, o toplumda birtakım ezberlerin arkasına saklanmış her türlü hak ihlâli, 'meşru' görülebiliyor. Türkiye'de olan da aşağı yukarı böyle bir şey... Bilgiye dair bu bakışın değişmesi ve insanların mütevazı bir zihniyete evrilerek demokratlaşması, eğitim anlayışından tutun da toplumun yetiştirdiği entelektüellere kadar pek çok parametreye bağlı. Bu değişimin yaşanması için de, öncelikle bireylerin tek tek değişebilmesi gerekiyor. Bunun başlangıcı da, her insanın hayata baktığı yeri sorgulaması ve kendisiyle yüzleşmesi demek oluyor... Yani, kendimizle ne kadar barışırsak, çevremizdeki dünyayı da o denli güzel kılacağız. Ve bu kişisel değişime başlamak için de en iyi zaman, hemen şimdi...

4 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

burakcorekci dedi ki...

Helal olsun aga, güzel yazmışsın ;)

Deniz dedi ki...

sağolasın burak :)

Dicle dedi ki...

"Bilgi eksikliğimizin hüküm vermemiz konusunda ciddi sorunlar ortaya çıkarmaktadır." önermesi bir sürü laf kalabalığıyla gelip neden insanın kendiyle yüzleşmesine bağlandı, muamma.

Deniz dedi ki...

Bu mantık dizisini takip etmek zor değil diye düşünüyordum ama yine de tekrarlayayım.

"Bilgi eksikliğimiz kesin hüküm verebilmemizi engeller." -> "Dolayısıyla düşüncelerimiz, inanç sistemimiz de dahil olmak üzere kesin değil ve muhtemelen ciddi oranda hatalı." -> "Bu bilgi kabullenilmesi zor bir şey, çünkü insanlar bu tarz bir belirsiz düşünce dünyası içinde yaşamak istemezler. Dolayısıyla bu gerçekle yüzleşmek gerekiyor, bu gerçeğin kabulü dünyayı daha iyi bir yer haline getirecek."

Şimdi Çıkarım konusunun neden Yüzleşme'ye bağlandığı açık mı?

Yorum Gönder