2011/06/21

Anti-Rasyonalizm [Yayla]

Anti-rasyonalist liberal yazarlar, akla her zaman önem vermişlerdir. İnsanların kendi ilgi ve bilgi sınırları çerçevesinde akla göre hareket eden, etmesi gereken varlıklar olduğunu kabul etmişlerdir. Yani, "rasyonel" davranışa inanmış ve insan eylemlerinin bu nitelikte olmasını arzu etmişlerdir. Karşı çıktıkları şey ise, rasyonalizmdir; yani, gerektiğinde gelenek ve tecrübeden bağımsız olarak, a priori akıl yürütme yoluyla sosyal sistemlerin ideal ve mutlaka uyulması gereken kurallarının bulunabileceği, buna paralel olarak mükemmel bir sosyal sistem inşa edilebileceği inancıdır. Başka bir deyişle, Descartes'ın adıyla anılan, aslında kökleri Antik Yunan'a kadar uzanan kartezyen rasyonalizm ve onun doğal uzantısı olan kurucu rasyonalizm fikridir. Hayek'in bu konuyu ortaya koyuş tarzı çok ilginç ve aydınlatıcıdır. İnsanlar akıllı varlıklardır. Ancak, her insan, bizzat içinde bulunduğu beşerî ilişkiler yumağının ancak ve yalnızca küçük bir kısmını bilebilir. Her şeyi bilmesi mümkün değildir. Bu açıdan insan bir bilmezlik perdesi ardındadır. Dolayısıyla, ancak ve ancak bu çerçeve içinde kararlar alabilir, eylemler yapabilir. Herkes bu durumda olduğuna göre, hiç kimse, bütün toplumu ve toplum hayatının her anını ve her alanını mutlak kararlar alma ve teoriler geliştirme iddiasında bulunamaz.
Burada düşülmüş bir kaynak ve dipnot:
Hayek, Studies..., s.96. Hayek'in bu eğilime verdiği bir başka ad, "scientism" (bilimsicilik (?))dir. Bazı kimseler, bilimin sahip olduğu büyük itibardan yararlanmak için kendi sosyal teorilerinin "bilimsel" olduğunu öne sürerek, bilimsel yasaların kuvvetliliğini çağrıştırdığı determinizmden teorilerine destek sağlamaya çalışırlar. Hayek'in The Counter-Revolution of Science (Indianapolis: Liberty Press, 1979) adlı eseri bu konularla detaylı bir biçimde meşgul olmaktadır. Yazar burada kolektivist akımların "scientism"e yatkınlığını özellikle vurgulamaktadır. İlginç bir şey, "scientism"e inanan beyinleri "mühendis tipi beyin" (engineering type of mind) olarak nitelemesidir (s. 25). Bu arada, Hayek'in de kullandığı, fakat esasen Popper'ın popüler hâle getirdiği "historicism" (tarihsicilik(?)) kavramının da "scientism" ile bazı bakımlardan çakıştığı hatırlanmalıdır. Ayrıca "bilimsicilik"in biraz daha aşırı bir tipi vardır ki, bir önceki yorum biçimi bu tipe nazaran bir hayli "masum"dur. Buna göre, bilimsel metodun bütün insan problemlerine uygulanması mümkündür ve beşerî sorunların özümünü sağlayarak yegâne yol budur. (Roger Scruton, A Dictionary of Political Thought, s. 49). Bu kanaat kolayca bir ideoloji hâline dönüşür ve insan davranışlarının bütünüyle değerlerden soyutlanabilecek; mekanik-pozitivist yaklaşımlarla her derecede açıklanabilecek ve istenildiği gibi yönlendirilebilecek - biçimlendirilebilecek bir malzeme olarak görülmesine yol açar. Kurucu rasyonalizmin temelinde yatan fikir de budur.
Liberalizm, Atilla Yayla, Plato Yayınları, sf. 185-186

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder