2011/03/07

"Olumlu Düşünmek" Üzerine

Ben gençken kişisel gelişim kitaplarına çok meraklıydım. Üstelik o kitaplarda yazan şeylere inanırdım da. Hani şu bugün dalga geçtiğimiz kuantum şaklabanlıklarından bahsediyorum. Bir taraftan TÜBİTAK'ın parçacık fiziği hakkındaki popüler bilim kitaplarını okuyup, öte yandan da bunlara inanılabiliyormuş. En azından bu teorik olarak mümkünmüş ki, benim "liseli" halimde bu vücut bulmuş. Neyse, yaşım biraz ilerleyince, haliyle bilimsel metodoloji üstüne de biraz kafa yorunca bu tip şeyleri sorgulayıp bir kenara koymam çok zaman almadı...

Fakat o zaman dahi, bunun belli bir nedensellik içerisinde olduğuna inanırdım. Yani böyle şeyler vardı, bilimsel olarak açıklanabilirdi, sadece buna sebep olan fiziksel süreçler henüz gözlemlenemiyordu bana göre (Sicim teorisi gibi yani). Bu bir inançtı elbette, bunun böyle olduğunun da farkındaydım. Bana özgü bir inanç. Gördüğünüz gibi bilime karşı burnu büyüklüğüm epey eskiden geliyor.

Fakat şunu tekrar düşünmeye başladım, insanın olaylara yaklaşımı ve moral düzeyi bence -yine de- gelecekte başına gelecekleri veya yaşayacaklarını kritik derecede etkiliyor. Bu sefer nedensel bir açıklamam da var: Sorunlar karşısında moralini yitirmeyen, sürekli iyimser olan insanların, beyinlerini daha verimli kullanmaları itibariyle sorunlarına daha "güzel" çözüm bulduklarını, umutsuzluğa düşmedikleri ve hayatı "parçaladıkları" için de her şeyin altından kalkabildiklerini düşünüyorum. Stres altına girmemiş bir zihnin çok daha güzel şeyler üreteceğini varsayarsak, iyimser olmanın yaşam kalitesini ve ileriki yaşamı kritik derecede etkilediğini düşünebiliriz. Dolayısıyla, "pozitif düşünce" gibi kitaplar gördüğümde, "dini kitap görmüş pozitivist" tepkisi vermiyorum. Çünkü, birilerini olumlu düşünmeye yöneltmesi bile başlı başına o kitabı değerli yapıyor.

Bu yukarıdaki paragraftaki varsayımı da ispatlamak zor tabii... Bir ton insan seçeceksiniz, bunlar üstünde anlamlı bir "olumlu düşünce" normu tanımlayacaksınız, bir "karamsarlar" grubunuz olacak ve bir "normal insan" grubunuz olacak, kontrol grubu niyetine. Daha sonra başlarına "uniform" zorluklar gelmesini sağlayıp (ya da "etik olarak" bekleyip), hangilerinin bu zorlukları daha kolay atlatabildiğinin istatistiğini çıkarmaya çalışacaksınız vesaire... Ne kadar çok bozucu etkene açık bir çalışma olurdu değil mi? Aslında gazetelerin bilim köşesinde gördüğünüz pek çok haber de böyle çalışmalardan çıkıyor. Bunu da bir kenara not etmek lazım.

PS: Üçüncü paragrafta bahsettiğim şey şöyle bir incelemeye konu olmuş: (bkz: Şans Faktörü)

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder