2010/12/11

"Matematikte hiç başarısız olmadım"

Einstein hakkındaki yaygın inanışlardan biri, öğrenciyken matematikte başarısız olduğudur. Bu, başarısız öğrencilerin endişelerini gidermek için tasarlanan binlerce Web sitesi ve çok sayıda kitap tarafından, çoğu zaman da "herkesin bildiği gibi" şeklinde bir ifade eşliğinde öne sürülen bir iddiadır. Hatta Ripley'in ünlü "İster İnan İster İnanma!" gazete sütununda bile yer almıştır.

Einstein'ın çocukluğu birçok ilginç ironi sunar, ama bu onlardan biri değildir. 1935 yılında, Princeton'daki bir haham ona, Ripley'in sütunundaki "Yaşayan En Büyük Matematikçi, Matematikte Başarısızdı" başlığını gösterdiğinde, Einstein gülmüş, "Matematikte hiç başarısız olmadım" diye düzeltmişti. "On beşime gelmeden integral hesabında uzmanlaşmıştım."

[...]

Matematiğe gelince, başarısız olmak şöyle dursun, "okulda gereksinim duyulan düzeyin çok ötesindeydi." Kız kardeşinin anlattığına göre, on iki yaşındayken "uygulamalı matematikte karmaşık problemleri çözüyordu" ve cebir ile geometriyi kendi başına öğrenerek matematik dersinde sınıf atlamak istemişti. Annesi ve babası, yaz tatilinde çalışabilmesi için ders kitaplarını önceden almıştı. Kitaplardaki ispatları öğrenmekle kalmıyor, yeni karşılaştığı teorileri kendi ispatlamaya çalışıyordu. Kız kardeşi o günleri şöyle hatırlayacaktı: "Oyunu ve oyun arkadaşlarını unutmuştu. Bütün gün tek başına oturup bir problemin çözümüne kafa yoruyor ve çözümü bulmadan da bırakmıyordu."

Mühendis amcası Jakob Einstein ona, cebir biliminin hazlarını tanıtmıştı. "Keyifli bir bilimdir" diye açıklamıştı, "peşine düştüğümüz avı yakalayamazsak, bunu geçici olarak X diye adlandırırız ve yakalayana dek avı sürdürürüz."

Maja'nın hatırladığına göre amcası, Einstein'a daha zor problemler vermeye devam etmişti ve bir yandan da onun "bunları çözüp çözemeyeceğini merak ediyordu". Einstein her zaman yaptığı gibi zafer kazandığında, "büyük bir mutlulukla yenilgiyi kabul ediyordu. Sahip olduğu yeteneklerin Einstein'ı hangi yöne götürdüğünü, daha o zamandan fark etmişti."

Jakob amcanın ona tanıttığı kavramlar arasında Pisagor teoremi (dik üçgenin iki kenar uzunluğunun kareleri toplamının, hipotenüsün uzunluğunun karesine eşit olduğunu kanıtlayan teorem) de vardı. Einstein bu teoremle ilgili olarak şunları anlatacaktı: "Büyük bir çaba sarf ederek, bu teoremi üçgenlerin benzerliği temelinde 'kanıtlamayı' başardım. Bir kez daha resimlerle düşünmüştü. "Dik üçgenlerde kenarlar arasındaki ilişkinin, dar açılardan biri tarafından belirlenmesi gerektiği bana 'açık' görünüyordu."

[...]

Yıllar sonra Princeton'daki bir okul gazetesi için kendisiyle röportaj yapan öğrenciye şunları anlatacaktı:

"12 yaşına bir çocukken, dışsal bir deneyimin yardımı olmaksızın, yalnızca muhakeme yoluyla gerçeğe ulaşmanın mümkün olduğunu görmekten büyük bir heyecan duydum. Doğanın görece basit bir matematiksel yapı olarak anlaşılabileceğine gittikçe daha çok inanmaya başladım."
Einstein: Yaşamı ve Evreni, Walter Isaacson, sf. 16-18

2 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Ceren dedi ki...

Peki sizce neden hep Einstein okul yıllarında matematikte başarısızdı, sınıfta kalmıştı vb. iddialar ortaya atılmış şimdiye dek? Ve birsürü yerde bu iddia defalarca tekrarlanmış,öyle ki Einstein'ın 15 yaşına gelmeden integral hesabı yaptığını ilk kez burada okudum...

D dedi ki...

bilemiyorum, bir şekilde böyle efsaneler yayılmış. insanların hoşuna gitmiştir sanırım. zira insanlar arasında yaygın olan bu tür yanlış düşüncelerin sayısı inanılmaz fazla.

Yorum Gönder