2010/08/07

Hataylı Kitapçı

Hatay’ın Harbiye bölgesinde, insanın ayakları suların içinde otururken şelalelerin yanında bira içilebilen onlarca mekan var. Bunlardan birinde keyif çattıktan sonra, çıkışta yokuş yukarısında aşağıdakilerin gelmesini beklerken orada bulunan korsan kitapçıdaki kitaplara göz gezdirmeye başladım. Aşağıdakiler yokuş çıkışında arabayı haşat edince, bekleyecek epey vakit oldu. Bu sırada kitapların fiyatını sorarken, tezgahın arkasında Hasan Bülent Kahraman’ın Türk Siyasetinin Yapısal Analizi kitabını gördüm. Kitabın satılık olup olmadığını sormam üzerine kitapçı şaşırarak “Sen Türkiye’de yaşamıyor musun, böyle kitapların korsanı olur mu?” diye sordu. Bunun üzerine sohbete başladık.

Tezgah onun değilmiş, orada durduğu için para alıyormuş. Aldığı parayı olduğu gibi kitaplara veriyormuş. Hangi yazarın ismi geçtiyse hepsinin kitaplarını okuduğunu söyledi. Öyle ki Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce‘nin 9 cildini de okumuş (Bu dokuz cilt bir ortaokul çocuğu boyu eder). Aylık takip ettiği fazlaca mecmua varmış. Biraz edebiyatçı tavsiyesi istedim o da en muhafazakarlarından verdi sağolsun. Neden bunca bilgisini bir gazetede yazı yazarak kullanmadığını sordum. Yazı yazmayı beceremediğini söyledi. Bir süre bir gazete okumaktan dahi aciz olup da siyaset hakkında atıp tutan insanlardan bahsettik. Ben “Eskiden bol bol tartışıyordum ama artık hiç sabredemiyorum” dedim, kendisi de aynı şekilde hissediyormuş. Sonra da sanki üstüme vazifeymiş gibi Türkiye’deki sosyal bilimci profilini konuştuk.

Bir ara söz korsan kitaplara geldiğinde, “Aklı olan bu kitapları okur mu?” dedi. Ama bu kitaplar talep görüyormuş. Gerçekten tezgahta Oğuz Atay, İhsan Oktay Anar gibi isimler dışında saçmalıktan başka bir şey yoktu.

Aşağıdakiler sağ salim yukarı gelmeyi başarınca vedalaştık ve ben yola koyuldum. Dışardan kendi halinde bir görünen bir insanın, Türkiye'deki entelektüel olarak isimlendirilen çoğu insandan daha birikimli olabileceğini tecrübe etmek güzel bir şeydi.