2009/07/14

Entelektüel Göç [Cropper]

Helmholtz elli yaşına bastığı 1871′de, dünyadaki diğer fizyologların hepsinden daha fazla iş başarmıştı ve Almanya’da en ünlü bilim adamları arasına girmişti. Çoğu kez zihinsel ve bedensel sağlığını bozma pahasına, son derece ağır bir çalışma dönemini geride bırakmıştı. Aynı başarı ve payelere ulaşan başkaları gibi, bu çılgınca temposunu gevşetmeye ve bir akademik medar-ı iftihar haline gelmeye karar verebilirdi. Bunun yerine yeni bir kariyere soyundu ve bilim kayıtlarına benzersiz bir örnek olarak geçen bir entelektüel göçe kalkıştı. 1871′de Berlin Üniversitesi’nde fizik profesörlüğü yapmak üzere Berlin’in yolunu tuttu.

Ne var ki, fizyoloğun fizikçiye döüşmesi bir mucizevi yeniden doğuş değildi. Fizik onun ilk bilimsel sevdasıydı ama koşullar tıp ve fizyoloji alaınında bir kariyeri dayatmıştı. Her zamanki pragmatist yaklaşımıyla, fizik ve fizyoloji arasındaki sınırları dolaşmış, iyi bir şöhret yakalamış ve biyofiziğin yeni bir bilim olarak yerleşmesine herkesten daha fazla katkıda bulunmuştu. Ama matematiksel fiziğe tutkunluğu ve içinde yanan hırs sönmüş değildi. Gustav Magnus’un ölümüyle, Berlin profesörlüğü boşaldı. Adaylar yalnızca Helmholtz ile Heidelberg fizik profesörü Gustav Kirchhoff’tu. Kirchhoff, Heidelberg’de kalmayı tercih etti. “Ve böylece” diye yazar Bois-Reymond, “bir fizyoloji doktoru ve profesörünün Almanya’daki en önemli fizik makamına atanması gibi emsali görülmemiş bir olay gerçekleşti ve kendisini doğuştan fizikçi olarak nitelendiren Helmholtz özgül yeteneklerine ve eğilimlerine uygun bir görevi sonunda elde etti. Bana yazdığına göre, fizyolojiye ilgisi tükenmişti ve aslında ilgisini çeken yalnızca matematiksel fizikti.”

Büyük Fizikçiler, sf. 97, William H. Cropper

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder