2010/06/13

Sansür

Devletler ne için var, bu soruya benden çok daha iyi cevap verecek binlerce kaynak vardır şüphesiz. Devlet dediğimiz kurumlar bütünü, ne işe yarar, olmalı mıdır yoksa gereksiz midir; bunlar siyasetbiliminin temel sorunları. Ama yüzeysel bir tanımlama yapmak istersek, herhalde adına devlet denilen kurumların, tek tek insanların boyunu aşan ve ortak bir çözüm ihtiyacı gerektiren büyük problemlerin çözümü için ortada olduğunu söyleyebiliriz. Yani, insanlar 'uğraşmak istemedikleri' problemleri çözmesi için, bazı insanları görevlendiriyorlar, onlar da halktan aldıkları yetkiyle bu problemlerle uğraşıyorlar (Gerçi Türkiye'de çoğu görev atama usulü veriliyor ama İsviçre gibi bir ülkede -mesela- hakimler dahi 'seçiliyorlar'. Bu ayrı konu tabii).

Kısaca devlet kurumları, vatandaşlarına hizmet için var. Ancak kimi devletlerde iş bu durumu aşabiliyor. Bazı devletler vatandaşlarını hizmet etmeleri gereken kişiler olarak görmekten çok, 'büyütülmeleri' ve 'eğitilmeleri' gereken kişiler olarak görüyorlar. Buradaki durumu tipik ebeveyn - çocuk ilişkisi olarak görmek mümkün. Devlet vatandaşlarına birey olarak değil de, cahil cühela sürüsü ve eğitilmeleri gereken bir yığın olarak baktığında halk üstünde her türlü yasağı ve baskıyı kendi kendine meşrulaştırmış oluyor. Çünkü bu kısırdöngü içerisinde 'zaten yasak kötü bir şey olsa bile, halkı eğitmek adına başka yol olmadığı' argümanı öne sürülüyor. Literatürde bu tip rejimlerin bir adı var: Paternalizm. Yani paternalist bir rejim, vatandaşlarını eğitilmesi gereken cahillerden ibaret gördüğü ve onların yaşamları üzerinde hak iddia ettiği için her türlü baskıyı yapma hakkını kendinde bulabiliyor...

Türkiye'de de son gelişen olaylar da bu çerçeveden görülebilir. Çünkü birileri hala tüm vatandaşlar için 'zararlı içerik', 'meşru içerik' ayrımı yapmaya çalışıyor. Bunu sadece gençler için yapmaya çalışsalar, en azından bu tutumlarını gizlemeye çalıştıklarını düşünebilirdik. Ancak söz konusu yasaklar tüm vatandaşları kapsıyor. Devlet kendi belirlediği çizgilerin dışına çıkmış yayınların hepsinin ortadan kalkmasını istiyor. Öyle ki bu yayınlara ulaşmaya aracı olan arama motorlarını bile buharlaştırmak istiyor. Çünkü bu yayınlar, 'çocuklarının' ahlakını bozabilir. Kendi istediği tektip vatandaşların üretim sürecini sekteye uğratabilir...

O yüzden de yasaklar bugünlerde her zamankinden çok başımıza bela oluyor, olacaktır... Çünkü hal-i hazırda demokrasiyi ve bilgi çeşitliliğini içine sindirememiş bir yapı için internet gibi her türlü bilgiyi hızla ayağımıza getiren bir ortam büyük bir rahatsızlık kaynağıdır. Aslında bu açıdan bakıldığında zaten internet her türlü otoriteyi tek başına sarsabiliyor olması itibariyle, egemenler açısından rahatsız olunmayacak bir şey de değildir. Fakat bu sansürler bir işe yaramaz. En azından Türkiye için artık işe yaramaz. Türkiye çoktan dünyaya entegre olma yolunda geri dönülemez adımları atmış halde. Bu sansürler de yitip giden bir sistemin son çığlıklarıdır herhalde...

2 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Gülden dedi ki...

BTK başkanını izledim geçen gün. Diyor ki sorun googledan kaynaklanıyormuş. Google kendi içerisinde bazı servislerinin IPleri değiştirmiş, bazı google sitelerine önceden yasaklı olan sitelerin IPleri denk gelince sanki o google sayfaları yasaklanmış gibi olmuş. Ama zaten en başında diğer sitelerin yasaklanması doğru muydu diye soruyor insan.

Deniz dedi ki...

Ne denebilir ki... Ozru kabahatinden beter denebilir herhalde.

Yorum Gönder