2010/04/09

İnanç ve Pozitivizm

İnanç Özgürlüğü ve Tartışma başlıklı yazımdan sonra farklı tepkiler aldım. Bu tepkilerin bir tanesi beni duygudan uzak bir pozitivizmle suçluyordu. O yüzden bu ikinci yazıyı yazıyorum.

İnsanların kişisel felsefelerini kurarken tamamen katı bir pozitivizm yahut materyalizme sarılması gerektiğini düşünmüyorum. Böyle bir şeye katılmıyorum, bu manada bir pozitivist değilim. Gözlenebilir şeylere, gözlenemeyen şeylere göre çok daha fazla güvendiğim doğru fakat gözlenebilir şeylerden çıkardıklarımızın yalnızca bizim bilimsel metodlarımızla sınırlı bilgiler olduğunu düşünüyorum. Aynı veriden çıkacak farklı anlamların ve farklı sonuçların olduğunu haliyle bilimin bize her zaman doğruyu gösteremeyeceği aşikar. Bu yüzden bir ahlak kriteri olarak, ancak sınırlı bir şekilde yapabildiğimiz bilimsel gözlemlerin kullanılamayacağını düşünüyorum. Sözgelimi, bugün hayvan davranışı konusunda yerleşik bir görüşten insana genellemeler yapılabilir. Bu bir ahlaki norm olarak da sunulabilir. Ancak bu yerleşik görüşler değişebilir. Böylece ahlaki normlarınız da çökebilir.

Elbette bunun karşısına dinler gibi statik olma iddiasındaki şeylerin yerleştirilebileceğini de düşünmüyorum. Zira ahlak dediğimiz şey bizim ve diğer insanların huzurlu olması için varolan bir şey ise bunu belirleme kriteri benim için basit. Bir insan neden acı çekiyorsa, ona onu yaşatmazsınız. Olur biter. Buna yalnızca fiziksel acılar değil, ruhsal acılar da dahildir. Bu insan ciddi bir anlamda acı çekmiyor da, keyf için bir şeyleri sizden istiyorsa da karşı çıkarsınız. Bunun ayrımını da yapmak için, iletişim içerisinde olduğunuz insanları ya da birlikte yaşadığınız toplumsal grupları çok iyi tanımak zorunda olduğunuz için karşıdakine ikna olmaya açık bir tavır sergilersiniz ve anlamaya çalışırsınız. Şahsen benim başka bir ahlaki normum yok. Bu üç cümlelik kuralla da gayet rahat yaşayabiliyorum.

O yazıda bahsettiğimse insanın kişisel siyasi felsefesini inançları üzerine kurmaması gerektiğine dair bir iki kelamdı. Tabii ki vicdan ve hümanizm gibi değerler işin içine girmeli. Fakat yoz, temelsiz inançlar ile herkes için geçerli olan evrensel değerler farklı şeyler bana göre. Sosyal bilimlere boşuna bilim demiyoruz, bilim demek kesinliğe yaklaşılabilen alan demektir. Öyle olmasaydı, sosyal sanatlar derdik, aynı tablodan birbirinden alakasız binlerce yorum çıkardı. Ama sosyal bilimlerin metodolojisi genel anlamda teorik fizikten farklı değildir. Belli bir miktar veriyi alır, yorumlar, harmanlar ve bir hipotez ortaya koyarsınız. Veriler ise öyle zannedildiği gibi "işine geldiği gibi yorumlanacak" veriler değildir. Sözgelimi bir katliam varsa vardır, yoksa yoktur. Bir katliam varsa da bunu yapan devletin rejimi totaliterdir, başındaki adam diktatördür mesela. Bunları tartışma konusu yapmaz, katliamı meşrulaştırmazsınız. İşte tam da bunları yapanlara, aynı belgelere bakıp, tarihsel gerçekleri çarpıtanlara, rakamları akl-ı selim herkesin güleceği şekilde okuyup taraftar kitlesine şov yapanlara biz "yorum farkı" demek yerine, "yalancı" diyoruz genelde. Çünkü bir şeye inanıp, her şeyi tersinden tartışmayı hak eden başka bir sıfat yok. Ve aslında Türkiye'de medyada tartışılan konular sosyal bilimsel konular değildir bu anlamda. Bir takım safsatalar, cahil inançlar vb...

İnançlar üzerinden siyaset biliminin çarpıtılması üzerine yazdığım bir yazının, pozitivizme çekilmesi bilime dair inceltilmemiş düşüncelerin sonucu olan yanlış değerlendirmelerden, tespitlerin kavramsal bir şekilde algılanması için gereken soyut düşünce yoksunluğundan kaynaklanıyor. İşin içine inançlar karıştırıldığında, her bir dine ve felsefeye mensup kişilerin tamamen konuyla alakasız kaynaklardan gösterdikleri referansları ciddiye almak zorunda kalırız. Bu da dünyanın öküzün boynuzu üstünde olup olmadığı tartışmasının seviyesine indirir bizi. Bunu söylüyorum. Daha önce de söylediğim gibi önerilebilecek her önerme, asgari derecede kanıtlarıyla birlikte sunulmalıdır. Gerisi benim için gerçekten bir alay konusundan başka bir şey değil. Olmayacak da.

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder