2010/04/18

Ece Temelkuran'ın Çatlama Teorisi

Ece Temelkuran, 10 Nisan 2010 tarihinde Habertürk'te yayınlanan yazısında şöyle yazmış (*):
EŞYAYA bakıyorum. Eşya, maruz kaldığı baskı sonucunda her zaman patlamıyor. Bazen genleşiyor, bazen çatlıyor. İnsan da öyle olmalı. Toplumlar da. Bu yüzden nicedir toplumsal bir patlama bekleyenler yanılıyor olabilir. Belki de Türkiye çoktan çatladı ve sızdırıyor.

Güneşin gün içindeki yolculuğunu çıplak gözle takip etmek hem acılıdır hem de pek aklımıza gelen bir etkinlik değildir. Ama hepimiz güneşin batışını izlemişizdir. Güneşin çıplak gözle takip edilebilecek derecede hızlı hareket ettiğini ancak o zaman görebiliriz. Sanırım insanın ya da toplumun “hareketini” de ancak “batışı” sırasında çıplak gözle takip edebiliyoruz.
Gördüğümüz gibi burada iki a priori varsayım yapmış Temelkuran:

(1) Toplumlar -maddeler gibi- bazen genleşir, bazen patlar, bazen de çatlar.
(2) Güneşin hareketini ancak batarken çıplak gözle izleyebiliyoruz dolayısıyla toplumların hareketlerini de ancak batarken izleyebiliriz.

Şüphesiz, bu a priori kabullerin pek çok sorunu var. Öncelikle bana kalırsa, bu garip teorilerin nereden çıkmış olduklarını söylemesi lazım Temelkuran'ın. Fakat böyle bir bilgi göremiyoruz. Türkiye medyasında adet olduğu üzere, Ece Temelkuran bu tezlere hangi nedensellikler ya da korelasyonlarla ulaştığını açıklamak yerine, bu tezlerinin ardından korku edebiyatına başlayarak bir sürü kötü olay sayıyor. Elbette vicdanı olan herkes, Temelkuran'ın bahsettiği olaylardan rahatsız olur. Ama bu Temelkuran'ın yazısını açık söylemek gerekirse bir cehalet ikliminde kurmuş olduğu gerçeğini değiştirmez.

Sosyal bilimlerde, kimi teoriler fen bilimleri ile yakın ilişki içindedir ama bunların sosyal bilimsel açıklamaları vardır. Ece Temelkuran'ın yaptığındaki sorun ise kafasına göre tamamen random olarak seçtiği fenomenleri, kendi fikirlerini desteklemek için kullanıyor olması. Böylece yazısını "analizmiş" gibi göstermesi mümkün olabiliyor. Bu da benim bu yazıya rastlamama vesile olan Twitter gibi ortamlarda, bu şatafatlı sözlerden etkilenen cahillerin yazıyı birbirlerine hararetle tavsiye etmesine sebep oluyor. Bunda da bir sorun yok. Ancak kişilerin bilimsel cehaletinden yararlanarak, korku politikasını yaygınlaştırmayı başaran Temelkuran bence epey sert bir eleştiriyi hak ediyor. Çünkü tamamen uydurma bir temele kurduğu yazısını "bilimselmiş" gibi göstermesi açıkçası hiç de etik olmayan bir davranış.

Ece Temelkuran yazısını bilimsel literatürde Temelkuran Teorisi olarak anılması gereken teorilerinin daha da ilginç sonuçlarıyla bitirmiş:
Bir süre önce dehşetle beklenen, gelmeyince kendisinden ümit kesilen toplumsal patlama olmayacak. Çünkü Türkiye çatladı, artık sızdırıyor. Bundan sonra ne kadar basınç uygulasan boşuna. Nasılsa dibi delik, yukarıdan uygulanan basınç aşağıdan insanın sefaleti olarak dökülüyor. Bugünlerde artık bu çöküşe çıplak gözle bakabilmemizin nedeni ise... Demek güneş batıyor.
Böylece Temelkuran teorilerini Türkiye'de test etti, uyguladı ve sonucu gördü. Ülke batıyormuş. Biz boşuna uğraşıyoruz. Bunu gösterdiği için Temelkuran'a bir teşekkür borçluyuz.

3 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

İsmail dedi ki...

Bu yaklaşım, hem ülkemizde hem de dünyada çok yaygın bir yaklaşım. Edebî bir dille, insanların bam teline dokundurarak, toplumun vicdanının onaylayacağı şeyleri söylediğinizde bunun beğenilmemesi mümkün olmuyor. Temelkuran benim diline ve duruşuna hayran olduğum kişilerden. Fakat tespitlerinizde çok haklısınız. Yanlışları ifade etmek için (bilimsel) temelsiz yaklaşımlara kulak asmamak, vicdandan önce akıl ve sağduyuya kulak vermek gerek.

SS dedi ki...

"benzetme" yapayım derken böyle bir sonuç çıkmış ortaya sanırım. Asıl iğnelemek istediği şeye daha fazla dikkat çekmek için böyle kullanmış olabilir kalemini (vicdanı rahatsız olduğu için). Bilimsel gerçeklerden başlamış olsa dahi...

Not: Senin söylediklerine katılıyorum, sadece karşı tarafı da anlamaya çalışıyorum ;)

Deniz dedi ki...

Ben de anlamaya calisiyorum esasinda ama yazarlar bu olayi cok yapiyorlar. Kafalarina gore benzetiyorlar. Hos degil bence :)

Yorum Gönder