2010/04/04

Değişen Zihin

Yapılan deneyler, ideogramlar (resimli yazı) içeren Çince, Japonca kullananların bize kıyasla farklı bir zihin haritası kullandığını ortaya koyuyor. Bu durumda, basılı materyal okumaya alışan zihinlerle, ekran üzerindeki metinleri okumaya alışan zihinler arasında benzer bir farktan söz etmek mümkün. Hem de, yaştan bağımsız olarak. Genel kanının aksine, beynimiz yetişkin haline gelince gelişimini durdurmuyor, ileri yaşlara kadar değişmeye devam ediyor. Kısacası beyin, kendisini yeniden düzenleyebilir, işlevlerini yeni araçlar için tanımlayabilir esneklikte.

Üstelik, Friedrich Nietzsche de böyle düşünüyor. 1882'ye doğru Nietzsche'nin gözleri yanmaya, acımaya başlıyor. Filozof, önündeki sayfaya odaklanmakta güçlük çekiyor, buna rağmen yazmakta ısrar ettiğinde başı ağrıyor. Buna bir çare olarak, yeni icat edilen daktilo öneriliyor kendisine. Maling - Hansen marka daktiloya alışmak biraz zahmetli oluyor ama sonunda Nietzsche klavyeyi tanıyor, gözlerini kapatarak yazabilir hae geliyor. Sorun böylece çözülüyor, düşüncelerini ilk seri üretim daktiloyla kayda geçirmeye başlıyor.

Bir süre sonra, arkadaşlarından biri, makineden çıkan yeni yazılara bakarken bir tuhaflık olduğunu fark ediyor. Nietzsche'nin yazı stili bu makineyle daha da özlü bir hal alıyor; bazı yerlerde telgraf metinlerini andırıyor. Arkadaşı, bir mektupta "Yazı aracı insanın yazı biçimini bu kadar etkileyebilir mi?" diye soruyor Nietzsche'ye.

"Evet" cevabını veriyor Nietzsche, "Yazı araçlarımız düşüncelerimizi etkiler". Gerçi filozof, yaklaşık altı hafta ve elli sayfadan sonra, nedendir bilinmez, daktilodan vazgeçiyor. Nietzsche'nin ürettiği yazıları inceleyen Friedrich A. Kitler, yazı makinesinin ardından filozofun argümanları bir kenara bırakıp aforizmalara, söz oyunlarına, kısa ve kesin saptamalara yönelen bir yazı tarzı geliştirdiğini söylüyor [1].
Böyle bir ilişki (yazı aracı - yazı tarzı ilişkisi) bence de kolaylıkla kurulabilir ama bu ilişkinin şekli aynı şekilde olacağına dair kanıtlar yok. Yani bilgisayar, daktilo gibi araçlarla yazmak her zaman bir örnekteki gibi özlüleşmeye sebep olmaz. Farz-ı misâl, ben yazıyla günlük tutuyorsam eğer oldukça kısa yazarım, sabırsızımdır, uzun uzun yazı yazamam. Buna karşılık klavye kullanırken hem on parmak kullandığım hem de elle yazıya göre oldukça süratlı yazabildiğimden dolayı uzun ve ayrıntılı yazılar yazmaya mecâlim olur. Yani ilişki ilginç olsa da daha çok irdelenebilir...

1. NTV Bilim, Nisan 2010, Internet çağında okumaya çalışmak. sf. 14-15

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder