2010/02/16

Tiyatro

Bu aralar artık sık sık koskoca bir tiyatroda olduğumu hisseder oldum. Sanki hep teatral sahnelerin içindeyim, konuşan insanlara bakınca "Bunlar nasıl bu kadar ciddi davranabiliyorlar yahu?" gibi cümleleri geçirip duruyorum içimden.

Kafka'nın Dava adlı romanını okudum birkaç hafta önce. Şanssızlık ki Kafka'yı ilk kez okuyordum ve sanırım kitabın büyük bir kısmını anlamadım. Ama orada aklıma kazınan birkaç şeyden birisi, özel hayatlarında her türlü pisliği çeviren yargıçların mahkeme salonunda nasıl disiplin abidesi kesilerek ciddileştikleri, tamamen yalanlar üstüne kurdukları dünyalarında nasıl rollerini inanarak oynadıklarıydı...

Çevrendeki tüm şeyler de böyle işte. Herkesin bir koltuğu / makamı / ünvanı var. Ve aslında herkes sadece işinin ismini bildiği için, sanki o işte çalışıyormuş gibi davranıyor. Aslında kimsenin ne yaptığından haberi yok. Sadece işi o diye, işinin gereği birkaç şey ortaya koyuyorsa, biraz zorlayarak yapıyorsa ne âlâ... Ama gerisi tamamen yalan... Kimse kafasının o çok tehlikeli bölgelerine inmiş değil.

Özellikle bunu üniversitede çok net gördüm. Derse -mesela- her türlü seviyesiz yaklaşımı getiren, bırak öğrenciyi özünde kendini bile adam yerine koymayanların, nasıl da "yüce varlıklar ve başarılı kişiler" oldukları yanılgısına düştüğünü üstelik yalnızca bu yanılgıya düşerek diğerlerini de aynı yanılgıya düşürmeyi başardıklarını gördüm. Tiyatroydu ama inanarak oynanan bir tiyatroydu. Bence aşağılıktı ama dünyada çok iyi bir yer edinmeye de yarıyordu!

Herkesin işini yalandan yaptığı, herkesin ötekinin yalan işine gerçekten inandığı koskoca kaotik bir ortamda insan nereye sarılacağını şaşırabilir; sanki görüş mesafesi 1 metre olan bir sisin içinde yolunu kaybetmişsin gibidir. Herkes öyle bir hâldedir ki, kimseye bir şey söyleyemezsin; adam hayatını senin rahatsız olduğun şey üstüne kurmuşsa ne kadar zihnine girebilirsin... Biraz gerçeği göstereyim diye dene istersen, hayatında hiçbir şey için bu kadar sert tepki almayacağın konusunda kalıbımı da basarım.

5 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

SS dedi ki...

hayat bir tiyatro zaten. pencere içinde başka pencereler...

Re dedi ki...

hey hey dur bir dakika bu anlık yazılmış.sanırım bunu da denemek istedin yenmek için ha?hatta dur tahmin edeyim sorunun bir tartışmadan doğdu?bilgisizlik hakimdi ortama,ve adam seni bir şekilde etkiledi?iz bıraktı oralarda bi yerde? ya da ben aptal yorumcuyu oynayan aktör oldum,o halde sahne!

Deniz dedi ki...

Yok yahu bir tartisma sebebiyle yazmamistim bunlari...

Sadece suna baktim, bazi insanlar aklin almayacagi ciddiyetsizlige sahip olmalarina ragmen, aslinda mukemmel insanlarmis gibi cok inanarak davraniyorlar ya ona sinirlenmistim.

Anlik yazi oldugu dogru, zaten cogu yazi anlik ofkelerle yaziliyor. Bu anlik ofke olayi ne kadar azalmissa, zaten o kadar profesyonellesmisiz demektir bir yerde de...

Re dedi ki...

Yansıttım kendimi işte aniden,bakmayın kusruma..

En çok bu incelemelerin hoşuma gidiyor,yanlış hatırlamıyorsam nice tiplemeler hakkında uzun uzadıya yazıların vardı?Tiyatrallığı işlemen hoş olmuş.Ancak ... hakkında konuşulacak o kadar çok şey var ki... Ancak ve ancak fikir beyanları zıtlık içermeyen kişilerin sohbetleri bir süre sonra gereksiz bir yapıya bürünüyor,bence,o yüzden kaçmak.

Işık,perde,şey sanırım kalıbı unuttum?

kisiselyazin dedi ki...

Tiyatro imgesi zaman zaman benim aklımda da yer buluyor fakat daha farklı şekilde; bizler kendi oyunlarımızı oynarken başkalarının oyunlarının ana ya da yan karakterleri oluyoruz. Bir diğer fark ise benim tiyatro imgemde rollerin olmaması -direk doğaçlama oynanıyor olması.

Dediklerine katılmamak elde değil tabi ki. Özellikle insanların işleri hakkındaki fikirleri ortaya koyduğun bölüm çok doğru. Bir bakkalda aynı şekilde bir profesörde... Gariptir ki "zihninin tehlikeli yerlerine inmiş" insanlar toplumca pek iyi görülmez. Sanki herkes tiyatro oyununda olduğunun farkında fakat bunu kendilerine bile itiraf etmek istemiyorlar -ve sen böylesi bir ortamda "yıldız gibi parlıyorsun". Pek tabi ki insanlar kendileri gibi olmayan, daha doğrusu olamadıkları gibi olan birini gördüklerinde pek hoşnut olmuyorlar.

Easy Rider filminden tam olarak hatırlamasamda ana hatları şöyle olan bir alıntı ile bitirmek istiyorum: "İnsanlar sana özgürlük hakkında saatlerce nutuk atabilirler. Buna karşın eğer bir motora atlayıp gezen biriysen seni sevmeyeceklerdir çünkü 'gerçek' özgürlük sendedir."

Yorum Gönder