2010/02/22

"Korkunun sonu yabancılaşmadır." [Atay]

“Bizim ‘ilk günah’ımız belki de budur: Kapalı sistem yaratıklarının dış dünyaya karşı beslediği korkudur. Yaşama korkusudur. Fütuhat da, herkese ve her şeye boyun eğdirerek bu korkudan kurtulma çabasıdır. Dünyayı bir savaş alanına çevirdikten sonra, her yandan düşman saldırısı bekleyenlerin korkusudur. Bir şehire kapanıp, bütün ülkenin saldırısını bekleyen sarayın korkusudur bu. Sarayı kaleye çevirenlerin korkusudur. Kardeşleri tarafından öldürülmeyi bekleyen sarayın korkusudur. Her davranışın devlete yöneldiğini sanan paranoyak yöneticilerin korkusudur. Kültür korkusudur. Matbaadan, şiirden, resimden, felsefeden, hatta dinden korkmaktır bu. Halk Partisi’nin Köy Enstitüleri’nden korkmasıdır, Demokrat Parti’nin modern resimden korkmasıdır. Bazı solcuların modern edebiyattan, modern sanattan korkmasıdır. Halkın içinde sivrilen esnafın, eşrafın, mollanın halktan korkmasıdır. Korkunun sonu yabancılaşmadır.

Yeni yazarların kelimeler icat ederek azınlık olma telaşıdır, toplumsal sorunlara eğilerek kendini tanıma korkusudur. Kavram kargaşası yaratarak temel kavramlardan uzaklaşma çabasıdır. Temel kavramların onu bir hiçe indireceği korkusudur. Korku ortadan kalkarsa postunu kaybedeceğinden korkan tekke şeyhinin korkusudur. Bunun için müeyyideler gevşektir; herkes korkmalıdır ama ceza da uygulanmamalıdır. Müeyyideler hayatı zehir edecek kadar korkutmalıdır ama isyan ettirecek kadar kesin olmamalıdır. Neyin ne olduğu, hangi suçun cezası ne kadar olduğu bilinmemelidir. Fakat herkes her an, suç işlediği halde kendisine taviz verildiğini hissettiği için başı önünde dolaşır insanımız. Bizim ‘ilk günah’ımız budur: Cezalandırılmayan küçük günahların toplamı -hoşgörümüz de budur. Ayrıca devlet de aynı suçluluk duygusu içinde müeyyideleri uygulamaz. Bu bakımdan bağışlayıcıdır.

Karşılıklı bir oyundur bu. Bağışlanmayan tek suç, bu oyunu fark etmek, bu oyuna karşı çıkmaktır. Gerçeği aramaktır. Bilim bunun için tehlikelidir, felsefe bunun için tehlikelidir, ‘deneme’ bunun için tehlikelidir, roman ve hikâye bunun için tehlikelidir. Belirli kalıplar içinde kalan şiir bunun için tehlikesizdir. Taklitçi olmayan batıcılık bunun için tehlikelidir. Gerçeği arayan doğu bunun için tehlikelidir.”

Oğuz Atay – Günlük – 25 mart 1974

* Suradan gordum.

4 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

buke dedi ki...

Hakiki bir yazı. Her satırına hayranım.

Oğuz Atay'ın izine düşmemek imkansız. Onun izi belki bir deniz feneri.

Teşekkürler, ejderhasını garajında saklayan akıllı dostum.

Deniz dedi ki...

Oguz Atay'i halen okuyamamis olmaktan dolayi inanilmaz derecede pismanim. En kisa vakitte daha genis tartisiriz burada umarim :)

Didem dedi ki...

Son kısımlarda yine, demiş ya, cezalandırılmayan günahlar diye, aklıma Cenap Şahabettin'in Tiryaki Sözleri adlı kitabında ki, şu an tam toparlayamayacağım lakin çok sevdiğim bir sözünü anımsattı hemen. Der ki Cenap Şahabettin;
" Ayıplanmayan günah, bir müddet sonra avam nazarında sevaba dönüşür."
Bu sözün peşisıra da, aklıma Bülent Ortaçgil'in Normal şarkısı düşer hep.

Ve korku, çokça var ben de o duygudan.Başedemiyorum da artık.Bir arkadaşım dedi ki bana zamanında;
"Korkma, unutma ki korkunun sana faydası yok bu hayatta." Ve ben o günden bu yana sanki daha da korkar oldum, herşeylerden. Sanki bilmeden önce daha kolaydı, o kadar korkulu değildi herşey ama şimdi başedilemez durumda sanki.Tuhaf.

Deniz dedi ki...

Korkuya teslim olmak cok kolay oluyor, evet biliyorum.

Ama korkuyu uzaklastirmak da bir o kadar kolay. Insan korkularin, toplumsal normlarin pencesine dusunce tam anlamiyla icine kapanmak zorunda kaliyor. Cunku yukarida yazdigi gibi Atay'in, eger "oyunu farkettiysen" gerisi kacinilmaz. Ya icine kapanirsin ya da korkuyu siler atarsin.

Bugun benim de "ne kadar cesurlar" dedigim insanlarin bir cogu aslinda bizden daha az kaybedecek seyleri yok, onlar da rahatlarina, guvenliklerine, sevdiklerine duskunler. Ama korkuyu uzaklastirmislar.

Haaaaa her zaman iyi sonuc verir mi, hayir. Ama oteki turlu yasanir mi? Yine hayir :)

Yorum Gönder