2010/01/08

Yabancılaşma ve Kültür Kodları

acayiphane’nin yazarı, benim de oldukça beğenip tavsiye ettiğim yazısında Marksist Teori’nin önemli kavramlarından biri olan "emeğin yabancılaşması" kavramını alıp eğitim sistemine uyarlama denemesinden alnının akıyla çıkmıştı, okuyanlar bilir. Ben bu teoriye hakim olmadığım, hatta hakkında cahil olduğum için, hakkında çok fazla söz söylemek istemiyorum; ama yine de bu denemenin üstüne söylenecek birkaç sözüm de yok değil hani.

Sanırım emeğin yabancılaşmasını, işçinin işine yabancılaşması yani artık kendini işindeyken değil iş dışındayken huzurlu ve evinde hissetmesi, yaptığı işi sadece parasını alabilmek için yapması ve kısaca yaptığı işe tamamen yabancılaşıp sadece hayatta kalmak için o işi yapması olarak tanımlayabiliriz zannediyorum. Aynı şekilde eğitim sistemi için bu kavram bir öğrencinin asıl amacı olması gereken bilime yabancılaşması, içinde bulunduğu not hiyerarşisine dayalı sistem gereği kendini dersler dışında huzurlu hissetmesi, derslere sadece alacağı ve kendini üzerinden tanımlayacağı notlar için çalışması olarak tanımlanabilir. Bu çerçevede şu ana kadar yaptığımız yeni bir şey yok. Bunlar Burak’ın zaten güzel bir şekilde ifade ettiği şeyler. Buraya kadar her şey güzel. Şimdi paralellik kuracağımız ve ufak da olsa yeni bir söz söyleceğimiz alana bir giriş yapalım.

Clotaire Rapaille, kendi halinde bir psikanalist iken bir gün bir şirket için çalışma teklifi alır. O zamana kadar klasik üniversite araştırmacısı konumundayken, şimdi kendisinden şirketler için pazar araştırması yapması istenmektedir. Ondan beklenen, toplumlar için hazırlanacak reklam kampanyalarına danışmanlıktır. Rapaille zaman içerisinde olaya bambaşka bir boyut katar. Rapaille reklamlar için pazar araştırması yaparken, klasik bir psikanalist olarak, pazar araştırmasına katılan gönüllülerin altbeyinlerindeki düşünceleri açığa çıkaracak seanslar düzenler. Bu konuşmalardan sonra, topladığı cevaplarda belli yapılar (örüntüler) keşfeder. Bunların çeşitli kodlarla ifade edilebileceğini düşünür ve bu yapılara Kültür Kodları adını verir. Mesela bir örnek vermek gerekirse, Rapaille gerçekleştirdiği seanslar sonucunda ABD vatandaşları için arabanın kültür kodunun KİMLİK olduğunu keşfeder. Bu sebepten ABD’de yürütülecek bir reklam kampanyası ve piyasaya sürülecek bir araç, kimlik üzerinden pazarlanmalıdır (Mesela özgürlük veya asalet vurgusu yapılabilir). Buna karşılık aynı seansların Almanya’da yapılması sonucu ortaya çıkan kod MÜHENDİSLİK olmuştur. Yani Almanlar için kimlik değil, mühendislik önemlidir. Almanya’da bir arabanın satması için iyi mühendislik ile öne çıkması gerekir. Ne kadar asi ruhlu ve özgür bir araç imajı yaratırsanız yaratın, işe yaramayacaktır.

Yazar sadece reklam kampanyaları için değil, hayatımızın temel noktaları için de bu kodları araştırır. Para için yaptığı araştırma sonucu şu noktaya varır1:

Paranın Amerikan kültür kodu “KANIT”tır.

Öteki kültürlerden insanların ve bizim kültürümüzdeki birçoğunun, para hakkındaki tavrımız konusunda söylediklerine rağmen, kod bize, paranın çoğu Amerikalı için kendisine yönelik bir hedef olmadığını söyler. İyi olduğumuzu, dünyada gerçek bir değerimizin olduğunu göstermek için ona güveniriz. [...] [M]ümkün olduğunca para kazanarak başarılı olduğumuzu kanıtlayabiliriz. Para bizim başarı barometremizdir. Çoğu Amerikalı az para ödendiğini düşündüğünde, kendisini başarılı hissetmesinin imkânsız olduğuna inanır. Para bir başarı kartıdır. [...] Bir iş için para alıyor olmak, o işi anında güvenilir kılar.

Bu kültür örüntüsünde para, kanıttır. Projeler para ederse değerlidir. Araştırmalar kâr getirirse önemlidir. Bir insan çok para kazanıyorsa başarılıdır, fakirse çok önemsenmez. Pek çok ülkedeki hakim zihniyetin tipik karakteristiklerini ifade eden güzel bir örnektir.

En başa geri dönelim. İşçi ile para arasındaki ilişkinin, öğrenci ile not (grade) arasında tutarlı bir şekilde kurulabildiğini zaten Burak’ın yazısından görmüştük. Bir öğrenci derslerden aldığı notları (tıpkı bir kişinin kazandığı parayı gördüğü şekilde) tamamen kişiliğinin kanıtı olarak görür. Bir kitap (bir iş) ancak ders notunu yükseltecekse (para kazandıracaksa) faydalıdır. Bir dersin alınabilirliği ancak ondan ne kadar kolayca yüksek not alındığıyla belirlenir (Kolay para kazanmak). Eğitim aldığı alan önemli değildir, üstüne çalışabileceği teknolojilerin bir önemi yoktur (Yapılan iş önemsizdir); önemli olan belli bir notla (belli bir parayla) okulu bitirebilmektir. Bu not kişinin kendisini kanıtlamasına yardımcı olur, not ne kadar yüksekse kişi o denli başarılıdır. Not ne denli yüksekse, o denli toplumun standartlarına göre üstün görülür. Not için artık dersin içeriği ya da veriliş şeklinin bir önemi kalmamıştır. Her şey not olmuştur, tıpkı her şeyin para olduğu gibi.

Bu noktada şunu söyleyebiliriz:

Rapaille’nin PARAnın kültür kodunu KANIT olarak tespit ettiği gibi, eğitim sistemi içerisinde NOT (Grade) kavramının kodu da KANIT” olarak tanımlanabilir. Bu kodların paralelliği para için insanların içinde yaşadıkları sistemin çürümesine seyirci kalmaları ile eğitim sisteminin muhatapları olan öğrencilerin notlarına zeval gelmesin diye bu çürük sistemin içinde -çürüklüklerin tamamıyla farkında olarak- kalmalarını çok net bir şekilde açıklar. Ayrıca bir çalışanın yaptığı işin kalitesini umursamaksızın yahut yaptığı işe tamamen yabancılaşarak herhangi bir üretkenlik göstermeden sadece parayı amaçlamasının, bir öğrencinin geri kalan her şeye boşvererek sadece alacağı ve kendini kanıtlayacağı notlar için çalışmasının da bu şekilde açıklanabileceğini söylüyoruz. Notların, öğrenci kişiliğinde bu kadar kuvvetli bir şekilde yer etmesi, bu tiksindiren eğitim sistemi içerisinde neden öğrenciler tarafından çatlakların yaratılmadığının da net bir açıklaması gibidir. Kimse bu denli değerli bir şeyi reddetme cesaretini gösterememektedir.

Not = KANIT kodu, öğretim üyelerinin bu not hiyerarşisine öğrencilerden bile daha sıkı sarılması hakkında da pek çok şey söyler. Öğretim üyeleri genelde sistem içerisinde en iyi notlandırılanlardan seçildiği için, şu anki not sistemini yok saymaları öncelikle kendi başarılarının kanıtlarını yok saymak anlamına gelir.

Önerilen koddan çıkarılabilecek sayısız sonuç vardır ki bu noktadan sonra gerisini okura bırakıyorum.

1. Kültür Kodu, Clotaire Rapaille, sf. 129

0 yorum yapılmış. | yorumları oku | yorum yaz:

Yorum Gönder