2009/10/13

Büyük İdealler

İnsanlar Newton gibi büyük bilim insanlarının çalışma isteklerini büyük ideallere bağlarlar. “Tanrıya ulaşmak istedi”, “Fiziğin sınırlarında sır dolu yolculuklar yaptı” falan. Bana komik geliyor böyle şeyler.

Newton cılız bir çocuktu. Bir kilise okulunda yatılı okuyordu. Parlak bir zeka değildi henüz çünkü sıkı çalışan bir öğrenci değildi.

Okulda çocuklar arası çekişmeler çok büyüktü. Ve Newton bir gün dayak yedi. Newton cılızdı, dayağın intikamını dayakla alamazdı. Gece gündüz çalışmaya başladı. Onları derslerde ezecekti. Sonra yemeyi içmeyi unuttu, çalışmaya devam etti.

Newton bir dehaydı. Ancak büyük ideallerle yola çıkmadı. Bilim insanlarının hiçbiri “evreni anlamak” idealiyle yola çıkmaz, çıkamaz. Sadece sevdiği işle uğraşır, sonuçlar evreni anlamayı getirir o kadar. Boşuna kendimizi sıkmaya gerek yok, işimizi yapalım yeter.

2009/10/06

Hafıza Üzerine [Selçuk Candansayar]

Daniel Offer, 1962 yılında sıradışı bir araştırmaya başlar. 14 yaşında 73 sağlıklı erkek öğrenciyle, ebeveynleri, aile ilişkileri, gündelik hayat, cinsellik, karşı cinsle ilişkiler, din, okul gibi konularda yüzyüze görüşmeler yapar ve bunlarla ilgili duygu ve düşüncelerini kaydeder. 34 yıl kadar sonra, onlardan 67’siyle yeniden yüzyüze görüşür. Sonuçlar son derece şaşırtıcıdır. Görüşülen kişilerin hatırladıklarıyla 34 yıl önce söyledikleri arasında büyük farklılıklar vardır. Denekler 14 yaşında sevdiklerini söyledikleri kimi şeyleri, 35 yıl sonra hiç sevmedikleri şeyler olarak hatırlamışlardır. 14 yaşındayken yüzde 28′i okul ve ödevden hiç hoşlanmıyorum demişken, 48 yaşındakilerin yüzde 58′i okul ve ödevden hiç hoşlanmazdım diye hatırlamış. Benzer şekilde 14 yaşında dinin onlara çok yardımı olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 70′ken 48 yaşında sadece yüzde 26’sı o zamanlar dinin kendisine yardımı olduğunu hatırlamış! Offer, sağlıklı insanların bile geçmişlerine döndüklerinde, o zamanki duygu ve düşüncelerini olduğundan çok farklı hatırladıklarını öne sürüyor.

Öyleyse hatırladıklarımızın gerçekten yaşadıklarımız, hissettiklerimiz olup olmadığını yoksa bilmiyor muyuz? Geçmişte çok sevdiğimiz bir şeyi uzun yıllar sonra sevmediğimiz bir şey olarak hatırlayabiliyorsak, belleğimiz ne işe yarıyor? Daha önemlisi, sağlıklı insanların belleği bile geçmişi doğru hatırlamıyorsa geçmişten söz etmenin bir yararı olabilir mi? Kendi hayatımızı yanlış hatırlıyorsak biz kimiz o zaman?
NTV Bilim Eylül 2009 Sayısı, sf. 49-50, Prof. Dr. Selçuk Candansayar