2009/07/15

Kapatıp Gittiler

Bizim kütüphanenin giriş katında, açık bir alan var. Bu alanda koltuklar var, oldukça rahat. Bu bölüm dergi/gazete okuma olarak kullanılıyor. Yani kütüphaneye alınan günlük gazeteler ve aylık dergiler buraya koyuluyor, bu bölümden dışarı çıkarılmıyor. Okuyan gelip, okuyor gidiyor.

Kütüphanenin yaz çalışma saatine göre, haftaiçi kapanış 17′de. Haftasonları toptan kapalı. Bugün 15.30 gibi ben bu bölümde gazete okumaya başladım. Sonraları uyuyakalmışım, koltuğun verdiği rahatlıkla. Kalktığımda saat 17.30 idi. Ve hala kütüphanedeydim! Adamlar kapatmışlar kütüphaneyi, tam da giriş kapısının yanında uyuyan koskoca bir beni nasıl görmediler anlamadım tabii. Neyse o sersemlikle kapıya gittiğimde, güvenlik oradaydı şansıma. Kimliğimi istedi, şüpheli muamelesi yaparak, önünde bir sürü şey yazdı bana göstermeden. Bir şeyler imzalatacak sandım. İyi ki öyle bir şey yapmadı. Sonra gidebilirsin dedi. Bir de hırsız muamelesi yeseydik bari. İnsan gelip “Kapatıyoruz birader” demez mi yahu?

2009/07/14

Entelektüel Göç [Cropper]

Helmholtz elli yaşına bastığı 1871′de, dünyadaki diğer fizyologların hepsinden daha fazla iş başarmıştı ve Almanya’da en ünlü bilim adamları arasına girmişti. Çoğu kez zihinsel ve bedensel sağlığını bozma pahasına, son derece ağır bir çalışma dönemini geride bırakmıştı. Aynı başarı ve payelere ulaşan başkaları gibi, bu çılgınca temposunu gevşetmeye ve bir akademik medar-ı iftihar haline gelmeye karar verebilirdi. Bunun yerine yeni bir kariyere soyundu ve bilim kayıtlarına benzersiz bir örnek olarak geçen bir entelektüel göçe kalkıştı. 1871′de Berlin Üniversitesi’nde fizik profesörlüğü yapmak üzere Berlin’in yolunu tuttu.

Ne var ki, fizyoloğun fizikçiye döüşmesi bir mucizevi yeniden doğuş değildi. Fizik onun ilk bilimsel sevdasıydı ama koşullar tıp ve fizyoloji alaınında bir kariyeri dayatmıştı. Her zamanki pragmatist yaklaşımıyla, fizik ve fizyoloji arasındaki sınırları dolaşmış, iyi bir şöhret yakalamış ve biyofiziğin yeni bir bilim olarak yerleşmesine herkesten daha fazla katkıda bulunmuştu. Ama matematiksel fiziğe tutkunluğu ve içinde yanan hırs sönmüş değildi. Gustav Magnus’un ölümüyle, Berlin profesörlüğü boşaldı. Adaylar yalnızca Helmholtz ile Heidelberg fizik profesörü Gustav Kirchhoff’tu. Kirchhoff, Heidelberg’de kalmayı tercih etti. “Ve böylece” diye yazar Bois-Reymond, “bir fizyoloji doktoru ve profesörünün Almanya’daki en önemli fizik makamına atanması gibi emsali görülmemiş bir olay gerçekleşti ve kendisini doğuştan fizikçi olarak nitelendiren Helmholtz özgül yeteneklerine ve eğilimlerine uygun bir görevi sonunda elde etti. Bana yazdığına göre, fizyolojiye ilgisi tükenmişti ve aslında ilgisini çeken yalnızca matematiksel fizikti.”

Büyük Fizikçiler, sf. 97, William H. Cropper

2009/07/09

Düşünsel Gelişim [Cropper]

Joule hayatının büyük bölümünde yüklüce bir bağımsız gelire sahip oldu. Bu durum kişisel düzeyde bir bilimsel kariyer izlemesini ve gerek duyduğu entelektüel bağımsızlığa kavuşmasını mümkün kıldı. Crowther bize Joule’un yetişme ortamının bu yüzünü şöyle anlatır:

Zengin bir genç adam olarak, bir kariyere uygun olmasını ya da gelecekteki güçlü dostlarla tanışmasını sağlayacak geleneksel eğitimden geçmesine gerek yoktu. İlk araştırmalarını kısmen genç bir beyefendinin oyalanacak bir şeyler bulma ruhuyla yürüttü, seçtiği uğraş da kavga, siyaset ya da kumar yerine bilim oldu. Çok uzun bir akademik eğitim görmüş bir öğrencinin böyle araştırmaları Joule’un düşünsel eşitlik yaklaşımıyla açıklamış olabileceğine inanmak zordur. Büyük bir hocanın yanında çalışmış yetenekli öğrenci ilk bildirilerinde neredeyse kesinlikle daha az bağımsız bir yaklaşımı benimserdi, çünkü üstündeki kişinin başardığı işleri takdir etmenin gereği olan hürmetin yanı sıra ona bağlı bir yamak tutumunu sergilerdi. Mümtaz bir hocanın rehberliğinden sonra hürmette kusur eden bir öğrenci hemen her zaman alelade bir konumda kalır. (Vurgu eklendi.)
Büyük Fizikçiler, sf. 90, William H. Cropper

2009/07/06

Ezberciliğin Son Noktası [Feynman]

Sonra “Konuşmamın asıl amacı size Brezilya’da bilim öğretilmediğini göstermekti!” dedim.

Kafalarının karıştığını hissettim. Düşünüyorlardı. “Ne? Öğretilmiyor mu? Çok saçma! Biz o derslerin hepsini veriyoruz.”

Onlara dikkatimi çeken ilk şeyin Brezilya’ya geldiğimde ilkokul çocuklarının kitapçılarda fizik kitapları satın aldığını görmek olduğunu söyledim. Amerika’da bilime başlama yaşından çok daha küçük yaşta, çok fazla sayıda öğrenci fizik öğreniyordu Brezilya’da. Ama hayrettir, Brezilya’da çok sayıda fizikçiye rastlamıyoruz. Neden böyle? Bu kadar öğrenci, o kadar çok çalıştıkları halde hiçbir işe yaramıyor.

Yunancayı çok seven bir Yunan Dili ve Edebiyatı araştırma ve eğitimcisinin deneyimleri ile benzerlik kurdum. Bu adam kendi ülkesinde çok az sayıda çocuğun Yunanca üzerinde çalıştığını biliyordu. Başka bir ülkeye gitmiş ve bu ülkede herkesin, hatta ilkokul öğrencilerinin bile Yunanca eğitimi aldığını görünce çok hoşlanmış. Yunanca’da mezuniyet derecesi alacak bir öğrencinin sınavına giriyor ve soru soruyor, “Socratesin Gerçek ile Güzellik arasındaki ilişki konusundaki düşünceleri ne idi?” Öğrenci cevap veremiyor. Sonra şöyle soruyor: “Socrates üçüncü sempozyumda Plato’ya ne demiştir?” Öğrencinin gözü parlıyor ve başlıyor: “Brr….” Bütün her şeyi söylüyor. Kelimesi kelimesine Socratesin söylediklerini güzel bir Yunanca ile tekrarlıyor.

Aslında, Socrates üçüncü sempozyumda Gerçek ile Güzellik arasındaki ilişkiden bahsetmişti!

Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman, sf. 226, Richard Feynman

2009/07/05

Amatör Bilimci [Cropper]

James Joule’un hikayesi biraz inanılmaz gelebilir. Meslek hayatının büyük bölümünde İngiltere’nin bilim hinterlandı Manchester yakınlarında yaşadı. Ailesi orada bir bira fabrikası işletiyordu. En önemli çalışmalarının bir kısmını sabahları ve akşamları, fabrikadaki günlük mesaisinin öncesinde ve sonrasında yürüttü. Üniversite okumadığı gibi, fen alanında düzenli bir eğitim de görmedi. Bilim adamı olarak her bakımdan amatördü. Tıpkı amatör fizikçi Mayer gibi, o da önceleri bilim çevrelerince görmezden gelindi. Ancak amatör konumuna, yalnızlığa ve aldırışsızlığa rağmen, 1840′ların başlarında ve ortalarında dönüşüm süreçlerinin cilveli gizemlerini herkesten daha derinlemesine irdelemeyi başardı. Joule’un hevesli bir uğraştan İngiliz bilim camiasında seçkin bir konuma hızla yükselişinin hikayesi, günümüzün araştırma fabrikaları ve uzun süreli bilim çıraklığı dünyasında pek hayal edilemez. (Vurgu eklendi.)

Büyük Fizikçiler, sf. 79, William H. Cropper