2009/01/29

Baskı [Einstein]

ETH'deyken mükemmel öğretmenlerim vardı, yani çok sağlam bir matematik eğitimi alabilirdim. Ama çoğunlukla doğrudan deneyim edinmenin büyüsüyle fizik laboratuvarında çalıştım. Kalan zamanı da genelde evde çalışarak geçirdim.

[...]

Buradaki tek pürüz, insanın istese de istemese de bunların hepsini sınav için aklına tıkıştırmak zorunda olmasıydı. Bu baskının benim üzerimde öyle caydırıcı bir etkisi vardı ki, son sınavlar geçtikten sonra bütün bir yıl herhangi bir bilimsel problem üzerinde düşünmek bana tatsız geliyordu.

[...]

Yine de haksızlık etmemek için eklemeliyim ki, İsviçre'de tüm bilimsel güdüleri boğan bu tür baskılardan, diğer birçok yere göre çok daha az çektik. Toplam olarak yalnızca iki sınav vardı; bunların dışında insan istediğini yapabiliyordu sayılır. Özellikle de insanın, benim olduğu gibi, dersleri aksatmayan ve konulara özenle çalışan bir arkadaşı varsa bu iyice böyle oluyordu. Bu, insana sınava birkaç ay kalana kadar istediği uğraşı seçme özgürlüğünü veriyordu. Bu benim sonuna kadar kullandığım, beraberinde getirdiği vicdan azabını seve seve, kötü ihtimallerin iyisi olarak kabullendiğim bir özgürlüktü.

[...]

Modern öğretim yöntemlerinin o kutsal araştırma merakını hala öldürmemiş olması bir mucize sayılır; çünkü bu narin, küçük bitki teşvikin yanı sıra özellikle özgürlük arayışındadır, özgür bırakılmazsa harap olup gideceği kesindir. Görme ve araştırma zevkinin baskıyla ve görev duygusuyla geliştirilebileceğini düşünmek büyük bir hatadır.
Albert Einstein Biyografisi, Jeremy Bernstein, TÜBİTAK Yayınları