2009/12/12

Pauli

Pauli sivri dilli yorumları için her uzmanlık ve önem seviyesinde hedefler bulurdu. Eserleri kendisininki kadar parlak olmakla birlikte aynı ifade gücüne ulaşamayan Rus teorisyen Lev Landau’yla uzun bir tartışmadan sonra, Landau’nun söylediği her şeyin saçma olduğu yolundaki saptamaya itiraz etmesine şu karşılığı vermişti: “Yok canım. Hiç de öyle değil. Söylediğin şeyler o kadar karışık ki, kimse saçma olup olmadığını anlayamaz.” Pauli’nin otoriteyi hiçe sayma tutumunun başlangıcı Münih’te öğrenci olduğu yıllara kadar indirilebilir. Bir kolokyumda Einstein’ın bir yorumu üzerine, kalabalık salonun arka sıralarında şöyle bir katkıda bulunmuştu: “Bakın işte, Bay Einstein’ın söylediği, o kadar da ahmakça değil.”
Büyük Fizikçiler, sf. 305, William H. Cropper, Oğlak Bilimsel Kitaplar

2009/07/15

Kapatıp Gittiler

Bizim kütüphanenin giriş katında, açık bir alan var. Bu alanda koltuklar var, oldukça rahat. Bu bölüm dergi/gazete okuma olarak kullanılıyor. Yani kütüphaneye alınan günlük gazeteler ve aylık dergiler buraya koyuluyor, bu bölümden dışarı çıkarılmıyor. Okuyan gelip, okuyor gidiyor.

Kütüphanenin yaz çalışma saatine göre, haftaiçi kapanış 17′de. Haftasonları toptan kapalı. Bugün 15.30 gibi ben bu bölümde gazete okumaya başladım. Sonraları uyuyakalmışım, koltuğun verdiği rahatlıkla. Kalktığımda saat 17.30 idi. Ve hala kütüphanedeydim! Adamlar kapatmışlar kütüphaneyi, tam da giriş kapısının yanında uyuyan koskoca bir beni nasıl görmediler anlamadım tabii. Neyse o sersemlikle kapıya gittiğimde, güvenlik oradaydı şansıma. Kimliğimi istedi, şüpheli muamelesi yaparak, önünde bir sürü şey yazdı bana göstermeden. Bir şeyler imzalatacak sandım. İyi ki öyle bir şey yapmadı. Sonra gidebilirsin dedi. Bir de hırsız muamelesi yeseydik bari. İnsan gelip “Kapatıyoruz birader” demez mi yahu?